XIII. SALON, 31.05.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
"Ağlıyoruz! Kadın, erkek, genç, ihtiyar, aynı yaranın acısını duyan tek bir ferd gibi, hep beraber alıyoruz. Beyaz mendillerile ıslak yanaklarını kurulamaya çalışan genç kızlar, gözyaşlarını yüreklerine akıtan vakur çehreli üniversite gençleri, çavuş üniforması içinde, âsablarına hâkim olmak gayretile dudaklarını ısıran yağız Mehmedcikler ve şehri dolduran koca halk kütleleri, hisselerine düşen keder payının yükü altında içlerinin eridiğini duyuyorlar. İstanbulda, yüreklerimizden taşan ve sokaklara sığmıyan bir matem var..."
BANDIRMA YÜK VE YOLCU VAPURU 1878, İskoçya, Uzunluk 47,7 m - Genişlik 7,2 m Model Hakkında; Tüm parçaları elde tek tek üretilen 500’e yakın parçadan oluşan Bandırma vapuru, 1/72 ölçek hazırlanmış olup, 4 ayda tamamlanmıştır. Güverte kısmı, orijinalinde olduğu gibi suya dayanıklı bir ağaç olan meşeden, cilalı kabin kısımları maundan üretilmiştir. Sarma kısmında, orijinal gövdesi sacdan üretilmiş olmakla birlikte, ıhlamur ağacı kullanılmıştır. Harun Tümer maketlerinin yapımında kullanılan tüm ahşap malzeme, tomruk sonrası keresteden biçilip sonra 3 ay dikey konumda bekletilir ve kurutularak çatlama, şişme gibi riskler önlenir. Böylelikle eser nesilden nesile bozulmadan aktarılacak bir yapıya kavuşur. Sanatçı hakkında: 1951 yılında Selanik göçmeni bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Harun Tümer, baba mesleği olan ahşap ustalığına küçük yaşta ilgi duyarak tüm merakını bu alana yönlendirir. Sabır, odak ve özenle harmanladığı bilgi ve deneyiminin sonucu olarak 1980’li yılların sonlarında Osmanlı ve Türkiye tarihinin geleneksel deniz taşıtlarının maket ve modellerini büyük bir titizlik ve en ince detaylarıyla “her biri bire bir” felsefesiyle üretmeye başlar. Eserlerinden bazıları Tanınmış koleksiyonerler tarafından büyük ilgi gören eserleri arasında MV SAVARONA yatı, Fenerbahçe, Paşabahçe, Kalender, Tarz-ı Nevin gibi İstanbul için imza niteliğindeki şehir hatları vapurları, Yavuz fırkateyni, Muavenet-i Milli savaş gemisi, Nusret mayın gemisi gibi bir çok deniz taşıtı dışındaki tek eseri olan Edirnekapı-Sirkeci elektrikli tramvayı da bulunmaktadır. Eserlerinden bazıları devletlerarası hediye takdimlerinde de tercih edilmektedir. Benzerlerinden hem işçilik hem malzeme hem de uygulama aşamalarında önemli ölçüde ayrışan geleneksel el yapımı maketleriyle bugün bir çok koleksiyonerin takdirini kazanmıştır. Antika ve tarihi restorasyon çalışmaları 1990’lı yılların sonlarına doğru, İstanbul’da bulunan Rahmi M. Koç müzesindeki en özel eserlerden biri olan Kadıköy-Moda tramvayını, o dönemdeki hurda halinden bugünkü etkileyici kondisyonuna ulaştıran, tüm ahşap ve metal aksamları dahil olmak üzere restore eden Harun Tümer, Türkiye’nin önde gelen isimlerinin 1950li yıllara ait klasikleşmiş İngiliz otomobillerinin ahşap aksam ve kısımlarını yenilemiş, ayrıca İstanbul’un bazı tarihi ahşap köşklerinin restorasyonunda da danışmanlık yapmış, süreçlerini yönetmiştir. Bandırma Vapuru hakkında: Gemi, 1878 yılında İskoçya´nın Glasgow kentinde Mac. Intyre Paisley - Huston and Cardett tersanesinde 21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir. Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson şirketi gemiyi Trocadero adı altında 5 yıl çalıştırdı. 1883 yılında Yunanistan´daki H. Psicha Preus Firmasına satıldı. Kymi adını alarak, geminin Londra´da olan kaydı Pire Limanına alınmıştır. 1890 yılında H. Psicha Preus firması gemiyi başka bir Yunan firması olan Cap. Andereadis firmasına satmış, 12 Aralık 1891 tarihinde kaza sonucu batmış, aynı yıl içerisinde yüzdürülüp Kymi adı ile İstanbul Rama Derasimo firmasına satılarak İstanbul Limanına kayıt edilmiştir. 19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve Silah Arkadaşları’nı Samsun´a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiştir. 1924 yılında Türkiye Seyrüsefain İdaresi tarafından hizmet dışı bırakılmıştır. 1925 yılında gemi Bozmacı İlhami isimli Türk armatöre satılmış ve aynı armatör tarafından 4 ay içinde hurda olarak parçalanmıştır.
Yeni Türk devletinin uluslararası alanda tanınma sürecini ve milletin bağımsızlık mücadelesini birinci elden yansıtan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin yarı resmi gazetesi olan bu 45 nüshalık koleksiyonda, Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’nın ilanı, Kars Antlaşması ile doğu sınırlarının kesinleşmesi, Güney Cephesi’nin kapanışı ve Fransız birliklerinin çekilişi günbegün halka aktarılmıştır.
Gazeteler arasında, 29 Ağustos 1922 tarihinde yayımlanan "Bir habere göre, Askerlerimiz Afyonkarahisar'a girdiler" manşetlli Akşam gazetesi ve 31 Ağustos 1922 tarihinde zaferi müjdeleyen "Masum milletimizi ve bilumum müslümanlarla hakperest insanları büyük zafer müjdeleriyle şadan eyleyen tebliğ-i resmilerimiz geldi." manşetli gazete yer almaktadır.
Görüşmelerin başladığı 3 Ekim 1922 tarihinden başlayarak, görüşmelerin detaylarına yer verilen 5, 6 ve 7 Ekim 1922 tarihlerinin gazeteleri; görüşmenin imza edildiğini müjdeleyen 12 Ekim 1922 tarihli gazete ve imza edilen mütarekenin yürürlüğe girmeye başladığı 14 ve 15 Ekim 1922 tarihinin gazeteleri... Gazetelerden 10 tanesi İleri, 1 tanesi Tercüman-ı Hakikat, bir tanesi de Vakit gazetesidir.
Yunanistan´ın Türk Kurtuluş Savaşı´ndaki yenilgisinden sonra Türk kuvvetleri İzmir´i geri aldı. Bunun ardından Ekim 1922´de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve bu süreçle birlikte Lozan´da düzenlenecek konferansa Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne de delege göndermesi için davet gönderildi. Satışa sunduğumuz gazeteler, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin temsilci göndermesi için Ankara´ya gönderilen davetiye haberinden başlayarak, Meclis´in davetiyeye olumlu yanıt vermesi, temsilcilerin seçilmesi, temsilcilerin Lozan´a seyahati, Lozan´da İsmet İnönü önderliğinde gerçekleşen uzun görüşmeler ve en nihayetinde Lozan Antlaşması´nın imzalanmasını konu almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin erken dönem diplomatik başarılarından biri sayılan Lozan Antlaşması´nın Ekim 1922´den başlayıp Temmuz 1923´e kadar ki sürecinin takip edilebileceği 17 adet gazetenin 12 adedi İleri, 2 adedi Tevhid-i Efkar ve birer adet İkdam, Tercüman-ı Hakikat ve Akşam´dır.
1. Dünya Savaşı'nda Çanakkkale ve sonra Güney cephesinde görev alan Refik Bey'in ıslak imzalı orijinal mektupları ile esaret döneminden ve yabancı arşivlerden alınan mektupların kopyaları...
Mektuplar önce Kızılay armalı, sonra çizgili-çizgisiz kâğıtlara ve en son da İngiliz "Savaş Esirleri Sansür Bürosu (Prisoners of War Bureau of Censorship)" mühürlü çizgili kâğıtlara yazılmıştır.
Mektupların büyük çoğunluğu ablasına yazıldığı için mektupları toplayıp muhafaza edenin o olması muhtemeldir. Birkaç mektup annesine, daha azı da nişanlısına hitaben yazılmıştır. Çanakkale'de savaşı görüp tarif eden, cepheyi ve cephe gerisini bütün canlılığıyla aktaran Refik Bey, daha sonra Seydibeşir'de görevlendiriliyor. Orayı, sıcağını ve savaş haberlerini aktaran Refik Bey, neredeyse gün gün mektuplaşmaya devam ediyor. Bazen mektuba cevap alamadığını, arkasından gelen mektuptan da cevabın kendisine ulaşmadığını fark ettiği durumları aktarıyor.
Savaştaki ve cephe gerisindeki sıhhiye hizmetlerini, esir düşen Türk askerlerinin yaşadıklarını günü gününe aktaran bu mektuplar, I. Dünya Savaşı'ndaki Türk askerinin yaşadıklarına birinci elden tanıklık ediyor.
Havanın merkezinde görselleri yer alan İttifak liderleri: Osmanlı İmparatoru Sultan V. Mehmed Reşad, Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm, Bulgar Çarı I. Ferdinand ve Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph.
Küllüğün merkezinde görselleri yer alan İttifak liderleri: Osmanlı İmparatoru Sultan V. Mehmed Reşad, Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm, Bulgar Çarı I. Ferdinand ve Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph.
Bardağın merkezinde görselleri yer alan İttifak liderleri: Osmanlı İmparatoru Sultan V. Mehmed Reşad, Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm, Bulgar Çarı I. Ferdinand ve Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph.
Adından da anlaşılacağı üzere padişaha sunulan maruzatların özetlenerek kaydedildiği Hülasa-i maruzat defterleri, devlet ricali veya sıradan insanlar tarafından saraya iletilen resmi ve hususi taleplerin birincil kaynağı olarak bürokrasi tarihimizde mühim bir yere sahiptir. Padişahın halk tarafından daima "müşkil-küşâ" (müşkil çözen) bir merci olarak görüldüğü Osmanlı İmparatorluğu´nda talepleri, şikayetleri doğrudan sultana iletmek asırlar boyunca Cuma selamlıklarına renk katan eski bir gelenek olup, Hülasa-i maruzat defterleri işbu geleneğin gelişen bürokrasiyle modernize edilmiş ve çağın gereklerine uygun hale getirilmiş devamıdır. Mabeyn katipleri tarafından sabır ve özenle doldurulan defterler, başkatip tarafından dilekçelerin asıllarıyla beraber toplanır ve meseleleri bizzat tetkik etmesi için Sultan II. Abdülhamid´in hususi dairesine götürülürdü. 33 yıllık hükümdarlığı boyunca devlet meseleleriyle bizzat ilgilenen Sultan, kendisine iletilen maruzatları büyük bir dikkat ve ilgiyle inceler, gerekli gördüğü vaziyetlerin ivedilikle incelenmesini ve neticeye ulaştırılmasını emrederdi... Müzayedemizde sunduğumuz defterin sayfaları doldurulmamıştır. *Metin bölümü ciltten ayrılmıştır.
Mektuptaki hicrî ve miladî tarihler 12 Aralık 1919 tarihine denk geldiği için imzanın o tarihteki başkadınefendi Emine Nazikedâ´ya ait olduğu kanaatindeyiz.
"Saray´ın yaşadığı sık elektrik kesintilerinin transformatörden kaynaklandığı tespit edildiği, yeni ve daha güçlü bir transformatör alınarak bu konuda ne gerekiyorsa acilen yapılması gerektiğini" bildiren mektup.
İlk kez görülen fotoğraflarda merhum Halim Efendi´nin tabutunun taşınırken geçtiği yer ve mekânlar görülüyor.
Fotoğrafların arka yüzüne düşülen notlarda cenaze merasiminin Silivrikoyu, İbrahim Paşa Hamamı ve Meşeli Mescid gibi yapıların önünden geçtiği yazılıdır.
Ressam ve Hattat Şefik Bursalı´nın dönemin Bursa Valisi İhsan Sabri Çağlayangil´e hitaben, kırk yıllık sanat hayatının ilk şahsi sergisini Bursa´da açmak talebini içeren talik hattı ile sanatlı bir şekilde yazılmış iki sayfalık mektup.
3 adedi katlanır toplam 29 levhası vardır.
Hattatlara dair eserleriyle tanınan Melek Celal´in kısaca Şeyh Hamdullah´ı anlattığı ve eserlerinden örnekleri tanıttığı eseri.
Mehmed Memiş, 1960 Çorum doğumludur. Hüseyin Öksüz, Hasan Çelebi ve Ali Alparslan´dan ders almıştır. 1992´de Hüseyin Öksüz´den sülüs-nesih icâzeti aldı.
*İlk satırda küçük bir iz vardır. Fotoğrafları inceleyiniz.
Mehmed Memiş, 1960 Çorum doğumludur. Hüseyin Öksüz, Hasan Çelebi ve Ali Alparslan´dan ders almıştır. 1992´de Hüseyin Öksüz´den sülüs-nesih icâzeti aldı.
Mehmed Memiş, 1960 Çorum doğumludur. Hüseyin Öksüz, Hasan Çelebi ve Ali Alparslan´dan ders almıştır. 1992´de Hüseyin Öksüz´den sülüs-nesih icâzeti aldı.
Meâli: "Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız."
Hattat Ceyhun Oydem, 1974 yılında Manisa Akhisar῾da doğmuştur. Öğrenim hayatını İstanbul῾da tamamlamıştır. Çalışmalarını kendi atölyesinde sürdüren Oydem, Hattat Hüseyin Kutlu´dan sülüs yazı meşketmiş ve 2001 yılında icazet almıştır.
Mevlüt Beşir Rize doğumludur. Küçük yaştan itibaren hat sanatına ilgi duymaya başlamış, üniversitede iken Mehmed Memiş hocadan talik meşk etmiştir. Fuat Başar ve Turan Sevgili´den ders ve icazet almıştır.
Son dönem hat ustalarından Hâmid Aytaç´dan kûfi, sülüs, nesih, ta´lik, divani, celî divani olmak üzere 6 çeşit yazıdan icazet alan Turan Sevgili, Suudi Arabistan´daki bir yayınevi için Kur´an-ı Kerim yazmıştır. Ünlü hattatların portre ve eserlerini içeren Hattatlar Albümü´nü hazırlayan sanatçı, 1963 yılından beri hüsnühatla iştigal etmektedir.
Emin Barın´ın "En iyi öğrencim" dediği Yılmaz Özbek, 1936 Ankara doğumludur. Emin Barın Cilt atölyesinde öğrencilik ve asistanlık yapmıştır. Anadol otomobili için tasarladığı reklam ve Ahmed Hamdi Tanpınar´ın mezar taşı yazısını yazmasıyla bilinen Özbek, çeşitli alanlarda özgün tasarımlar yapmış ve çok kıymetli kaligrafi eserleri vermiştir. Emin Barın kaligrafi ekolünün önde gelen temsilcisi Yılmaz Özbek, hocası Emin Barın ile aynı sene vefat etmiştir. Bu müzayededeki eserler, Özbek’in eserlerinden oluşan 2022 tarihli sergide kataloge edilmiş ve sergilenmiş ıslak imzalı orjinal eserleridir.
Emin Barın´ın "En iyi öğrencim" dediği Yılmaz Özbek, 1936 Ankara doğumludur. Emin Barın Cilt atölyesinde öğrencilik ve asistanlık yapmıştır. Anadol otomobili için tasarladığı reklam ve Ahmed Hamdi Tanpınar´ın mezar taşı yazısını yazmasıyla bilinen Özbek, çeşitli alanlarda özgün tasarımlar yapmış ve çok kıymetli kaligrafi eserleri vermiştir. Emin Barın kaligrafi ekolünün önde gelen temsilcisi Yılmaz Özbek, hocası Emin Barın ile aynı sene vefat etmiştir. Bu müzayededeki eserler, Özbek’in eserlerinden oluşan 2022 tarihli sergide kataloge edilmiş ve sergilenmiş ıslak imzalı orjinal eserleridir.