XII. SALON, 26.04.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Türk sanat müziğine armağan ettiği unutulmaz şarkılarıyla tanıdığımız Zeki Müren’in, aldığı “Sanat Güneşi” unvanının hakkını yalnızca müzik alanında değil tasarım ve desinatörlük alanında da vermiştir. Nitekim, 65 senelik hayatından geriye bizlere sadece şarkılarını değil kendisinin tasarladığı halıları da bıraktı. İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi’nde Yüksek Süsleme Bölümü’nün Salih Gözen Atölyesi’nden mezun olan Zeki Müren, bu akademik eğitimi sayesinde, sahnede seyircilerin gözlerini alan ihtişamlı kostümlerini de hep kendisi tasarlamıştır. Tasarımcı yönü bunun dışında çok da bilinmeyen sanatçımızın halı tasarım serüveni, yalısı için tasarladığı 12 adet halı ile başlamıştır.
“Bayram Yeri”, “Aşk Şarabı”, Tavuskuşu”, “Sabırtaşı” ve “Leopar” gibi dikkat çekici isimlerle adlandırılan bu halılar; Zeki Müren’in sahnesinde, kostüm tasarımlarında ve şarkılarında da bizlere yansıttığı avangart sanat anlayışının birer mahsulüdür. Halıların tasarımında ekseriyetle kübizm, neoplastizm ve süprematizm akımlarının izlerine rastladığımız geometrik şekiller ve floral desenlere odaklanırken, bazen Anadolu’da yazma ve tülbentlerde kullanılan desenlere bazen de saykodelik izler taşıyan desenlere yer vermiştir. Zeki Müren’in en çok tercih ettiği renkler ise hardal sarısı, turuncu, bordo, kırmızı ve mordur.
Türkiye’de şarkılarını çok insanın dinlediği, tanıyanı ve seveni çok olan sanatçımız Zeki Müren’in ne yazıktır ki tasarımcı yönü çoğu insanımız tarafından bilinmemektedir. Oysa ki, Zeki Müren’in yalısıyla sınırlı kalmayan ve Isparta’da tezgahlarda dokunan bu halılar yurt dışında Milano Tasarım Haftası’nda ve Torino’da 15. Satrina Textile Show’da sergilenmiş ve serginin en çok ilgi gören ürünleri arasında yer almıştır.
Kartlarda Canan-Adnan Çoker çiftinin Zeki Faik İzer´e olan sevgi ve saygısı hemen anlaşılıyor. Yeni yıl tebriklerinin yanında özlem bildiren, özel hayatlarına dair ayrıntılar veren ve görüşmeye can attıklarını gösteren mesajlar görülüyor. Kartlarda Nurullah Berk, Sabri Berkel gibi isimler ve Türk sanat hayatının önemli meselelerine dair bilgiler de yer alıyor.
Lot içeriği:
1. Aralarından 2 tanesi ithaflı ve imzalı, toplamda 25 adet Ruhi Su fotoğrafı...
2. Ruhi Su´nun İmece Plakları´nda çıkan, Ha Bu Diyar Erzurum , Evlerinin Önü Mersin, Bebek, Gökte Yıldız , Lavık ve Niksar´ın Fidanları türkülerinin yer aldığı 6 adet plak...
3. 1977 yılında Maden-İş Grevcileri için düzenlediği Dayanışma Konseri´nin Türkçe ve İngilizce afişleri...
4. Ruhi Su´nun İmece Plakları´ndan çıkan plaklarının katalogu...
4. Bir tanesi orijinal çizim 7 adet Ruhi Konseri afişi...
5. Ruhi Su´nun telefon defteri...
6. Ruhi Su´nun telif eserleri ve Ruhi Su için yazılmış 4 adet kitap...
Nazır Nazım Paşa´nın verdiği ruhsatnamenin tam metni:
"Payitaht-ı saltanat ile Üsküdar ve civarında vaki şayan-ı temaşa olan mahallerden bazılarının resmini almak üzere keşt ve güzar edeceği ve kendisine ledelhace muavenet ibraz edilmesi İtalya Sefareti´nden batakrir alınması iltimas olunması İtalyalı Mösyö Fausto Zonaro nam zatın yalnız Beşiktaş ve Eyüpsultan cihetlerinin ve mevaki ve nukat-ı askeriyenin resimleri aldırılmamak üzere bervechi iltimas şayan-ı temaşa mahallerin resimlerini almak üzere keşt ve güzarına müsaade olunduğu memureyn-i zabıtaca malum olmak üzere işbu ruhsatname ressam muamaileyhe ita kılındı. 22 Mart 1311"
"Merhaba Fikret Abi, Bunlar (...) çok eski resimler. Hazır elim değmişken birer tane de sana vereyim dedim, fotoğrafa meraklısın, ilerde kullanırsın, belki eskiden zamanında vermemiş olabilirsin, sonra kızarsın diye, Anadoludan artık döndüm, görüşebileceğiz. Selamlar. Ara Güler."
"Sevgili Canlar, Güzelim örtüye bin teşekkür, evi şenlendirdi! Fiki beyin daha önce gönderdiği resim ve yazıları alınmıştır, onlar da ...ları canlandırdı. Arp ile Zoo-Wu-Ki´nin gravürleri için kesin bir şey söylemiyorlar, 1- Bir gravür piyasada kalmamışsa, değeri artar, sizinkilerin durumu belli değil. 2- Satan acele ediyorsa, biliyorsun, yok bahasına almağa çalışırlar. Yâni böyle şeyler, tıpkı Muallâ için olduğu gibi, müşterinin ...na bağlı. Çabuk da satılabilir, geç de. Hafta sonunda, 3-4 aylığına Cezayir´e gidiyorum, oradan adresini gönderirsin. Benim resimlerin fiyatını buradaki ölçülere göre âyarlarsan satamazsın orada, onun için galerici arkadaşınla fiat biçin. Galeri I´de, 1000 lira ile 3000 arasında dolaştık. Gravürler daha ucuz olabilir. İsviçreye gidecekseniz, Zurich´te Galeri Colette Ritter´e uğrayın, (rehberde adresi vardır), benden selâm söyleyin, gravürleri gösterin, belki bir faydası dokunur satış işinde. Son derecede göreceğim geldi. Öperim. Abidin Dino."
"Bay Fikret Adil" hitaplı zarfta Refik Halid Karay imzalı ve 1942 tarihli daktiloyla yazılı bir mektup ve 1947 tarihli Fikret Adil´in davetiyesi. İçerikler örtüştüğü ve birbirini takip ettiği için tarihlerden birinin yanlışlıkla yazıldığı anlaşılıyor.
Gürpınar´ın 1934 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen romanının yayımlanma öncesi süreci anlatan bir mektubu. Yazar, mektupta kitabın adının ne olacağından, kapağında saçı sakalı karışmış, dev bir kitap karıştıran ve karşısındaki maymunu süzen bir filozoftan bahsediyor. Yayından bir hafta önce tanıtımın başlamasını önerirken dizgi başlamadan önce kesinlikle mürettiple görüşmek istediğini tembihliyor. Ayrıca her zaman olduğu gibi bu müsveddeyi de parçalanmadan tam olarak geri istiyor.
"Necip üstafım, lütüfkarım Ahmet Hikmet Beyefendi Hazretlerine:
Gölgem size benden yakın.
Unutmayın beni sakın.
Doğru özlü, alnı açık,
Pek ana uslu, fazla kaçık,
Sözü bazen abuk subuk,
Tembel, fakat eli çabuk,
Pek yoksa da sağı, solu
Saygınızla kalbi dolu,
Herkesden çok seven sizi,
Yüksek tutan kadrinizi,
Şükran ile size bağlı,
Ruhu: şair, çocuk çağlı,
Bütün ömrü: bir yığın hiç
-Çırağınız Enis Behiç (Peşte, 1 Teşrinievvel 1921)"
27 Mayıs Darbesi´ni gerçekleştiren ekibin Kurmay Heyeti içinde olmasına karşın, Madanoğlu ekibi tarafından tasfiye edilerek sürgüne gönderilen 14 MBK üyesi içinde olan Alparslan Türkeş´in mektubu: "Aziz Kardeşim İsmail Bey, 14 Eylül 1961 tarihli içli ve samimi mektubunuzu aldım. Teessür ve üzüntülerinizde haklısınız. Fakat inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyiniz. Menderes´in (Allah gani gani rahmet eylesin) yanlış tutumu ve İnönü´nün etrafındakilerle beraber çevirdiği fitne ve fesad memleketi çok sıkıntılı ve karışık bir duruma sokmuştu. Ben Partilerin didişmesini durdurmak ve bilhassa C.H.P.´nin entrikalarına karşı memleketi korumak üzere bu ihtilâle karıştım. Çünki asıl olan Türk milletinin ve fakir Türk köylüsünün, Türk halkının mukaddes varlığını korumak ve kurtarmak idi, yoksa partiler veya şahıslar bir şey ifade edemezdi. 27 Mayıstan sonra da daima tarafsız ve adil bir idare kurmaya gayret ettim. Fakat kendi menfaatlerine ve hırslarına fesadlarına karşı beni engel görenlerin sui-kasdına uğrayarak zorla (evimin kapısı gece yarısı kırılarak) sürgüne gönderildim. 27 Mayıstan sonra Cemal Gürsel´i Menderes ve arkadaşlarını İsviçreye göndermek üzere ikna ettim. Fakat C.H.P.´nin komite ve ordu içinde aletleri olan Mucip Ataklı, Osman Köksal, Ekrem Acuner, Cemal Madanoğlu, Sami Küçük, Fikret Kuytak ve daha birçokları tarafından bu teşebbüsüm baltalandı ve çok şahsiyetsiz olan Gürsel de bunların fitnesi ile ilk aldığımız karardan vazgeçti. Buradan ben yine kendilerine mektup yazarak, Yassıada sanıkları hakkında verilecek ölüm cezalarının infaz edilmesine razı olmamalarını rica ettim. Cemal Gürsel´e ve Hariciye vekiline, Komite üyelerine gönderdiğim mektup suretlerini size de gönderiyorum. Üç kişinin idam edildiğini öğrenmek suretiyle ben de sizin gibi çok üzüldüm. Bakalım İsmet paşa denen kindar münafığın kini bunlarla doyacak mı? Tanrı millet ve memleketimizi kurtarsın ve yakın zamanda huzura, saadete kavuştursun. Çok selâmlar ederek gözlerinizden öperim. Sıhhat ve sağlık haberlerinizi beklerim. Alparslan Türkeş."
Siyasi ve edebî tarihimizin aydınlamayan meselelerinden olan Sabahattin Ali cinayetini işleyen Ali Ertekin´in sorgusunu yapan Arif Necip Kaskatı, çalışmalarını büyük oranda Bulgaristan devletinin komünist faaliyetlerini, toplama kamplarını ve Bulgaristan´daki Türklere karşı politikalarını araştırıp raporlayan bir istihbaratçıydı. Bulgaristan´daki toplama kamplarını tespit edip bu konuya dair yazılar yazmış, Bulgar iç politikasına dayalı yazılarla ilgilenip Türkçeye çevirmiş, Bulgar hapishanelerindeki mahkumların kimliklerini araştırmış ve Bulgaristan´da başta Türk ve Müslüman azınlık olmak üzere çeşitli topluluklar üzerine çalışmıştır. Bulgaristan´daki toplama kamplarına dair Cumhuriyet Gazetesi´ne yazı gönderip yayınlatmış, Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren Bulgar ajanlarının yakalanışına dair notlar tutmuştur.
Sabahattin Ali suikastine dair notlarda Sabahattin Ali, ülkeyi terk edince hariçteki Türkleri örgütleyeceğini söylediği zaman Ali Ertekin´in "Millî düşünce ile irademi birdenbire kaybederek" saldırdığını söylemesinden bahsedilmiyor. Daha ziyade, o sırada sınırdan insan ve hayvan kaçırdığı söylenen Ertekin´in Sabahattin Ali ile tanışır tanışmaz cüzdanındaki şişkinliği ve içindeki paraları fark ettiği ve cinayet mahalline geldiklerinde oranın uygun olduğuna karar verip fırsattan istifade saldırdığı yazılmıştır.
Sabahattin Ali´nin Bulgaristan´a geçmek için çıktığı yolculuk ve suikasta uğradığı günün notları.
Siyasi ve edebî tarihimizin aydınlamayan meselelerinden olan Sabahattin Ali cinayetini işleyen Ali Ertekin´in sorgusunu yapan Arif Necip Kaskatı, çalışmalarını büyük oranda Bulgaristan devletinin komünist faaliyetlerini, toplama kamplarını ve Bulgaristan´daki Türklere karşı politikalarını araştırıp raporlayan bir istihbaratçıydı. Bulgaristan´daki toplama kamplarını tespit edip bu konuya dair yazılar yazmış, Bulgar iç politikasına dayalı yazılarla ilgilenip Türkçeye çevirmiş, Bulgar hapishanelerindeki mahkumların kimliklerini araştırmış ve Bulgaristan´da başta Türk ve Müslüman azınlık olmak üzere çeşitli topluluklar üzerine çalışmıştır. Bulgaristan´daki toplama kamplarına dair Cumhuriyet Gazetesi´ne yazı gönderip yayınlatmış, Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren Bulgar ajanlarının yakalanışına dair notlar tutmuştur.
Sabahattin Ali suikastine dair notlarda Sabahattin Ali, ülkeyi terk edince hariçteki Türkleri örgütleyeceğini söylediği zaman Ali Ertekin´in "Millî düşünce ile irademi birdenbire kaybederek" saldırdığını söylemesinden bahsedilmiyor. Daha ziyade, o sırada sınırdan insan ve hayvan kaçırdığı söylenen Ertekin´in Sabahattin Ali ile tanışır tanışmaz cüzdanındaki şişkinliği ve içindeki paraları fark ettiği ve cinayet mahalline geldiklerinde oranın uygun olduğuna karar verip fırsattan istifade saldırdığı yazılmıştır.
Numaralandırılan sayfalarda bir not sayfası eksiktir, bu bölüm Sabahattin Ali´nin Ertekin´e ailesi ile ilgili planlarını ve mektuplarını aktardığı bölüme tesadüf ediyor.
Arif Necip Kaskatı, Edirne sınırında vurularak şehit edilmiş -büyük ihtimalle Bulgaristan ve Trakya konusundaki hizmetlerinden dolayı- 1954 tarihinde TBMM´de çıkarılan bir kanunla eşi ve kızına "vatanî hizmet tertibinden" maaş bağlanmıştır.
Lotta bulunan diğer not ve evrak:
1- Komünist Bulgaristan mahkemesinde yaşananlara dair Bulgarca yazı,
2- AKtif faaliyet yürüten Serbest Çiftçi partililere dair Bulgarca-Osmanlıca jurnal,
3- Cezaevindeki Çiftçi partililere dair Bulgarca liste,
4- Toplama kamplarındaki Çiftçi Partililerin Bulgarca-Osmanlıca listesi,
5- 1948 yılındaki olaylara dair Osmanlıca jurnal,
6- Rositsa toplama kampına dair Osmanlıca notlar,
7- Bulgar yazar Baref´ten tercüme edilen faşist ve çiftçi hareketlerine dair yazı,
8- Bulgaristan Komünist rejimi, el konan işletmeler, hapis cezaları vs. konulu Bulgarca yazı,
9- Bulgar hapishanelerinde mahkum 800 tarım işçisine dair yazı,
10- Bulgar Çitfçi Partisi üyelerinin Bulgarca ve Osmanlıca adları,
11- Necip Kaskatı´nın Henry Ford´un hayat felsefesine dair notları,
12- Yazar Baref´ten tercüme "Bulgar iç siyaseti",
13- Hapishanedeki çiftçilerin kimliklerinin yazıldığı Bulgarca jurnal,
14- Baref´ten çevrilen "Bulgaristan azınlıkları" ve "İslam Birliği Hareketi" adlı iki yazı,
15- Necip Kaskatı´nın her sayfasını imzaladığı "Lüleburgaz Tarihi" yazısı,
16- 1948 tarihli "Selanik´ten Bir Hâtıra" başlıklı yazı,
17- 1949 yılında Kırklareli´nde yapılan bir tarikat âyini ve Bulgaristan Dışişleri Bakanı Kolarof´un Bulgaristan´da açık olan medreselere dair açıklaması,
18- Rositsa toplama kampına dair Cumhuriyet Gazetesi´ne gönderilen yazı,
19- Rositsa kampına dair Bulgarca malumat,
20- Bulgar kökenli, Türk uyruklu casus Dimitri´nin Edirne´de yakalanışını anlatan not...
Birinci cildi "Fethi Naci için" ithafıyla, "bir eleştirmenden bir eleştirmene" imzalanan üç ciltlik bu takım; üzerinde Sait Faik, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Reşat Enis, Aziz Nesin, Reşat Nuri gibi romancı ve hikâyecilerin portrelerinin yer aldığı, bu takıma özel yapılmış ve çok nadir görülen kutusu içinde, ... Cilt 1: 1919-1930 (İkinci baskı) Cilt 2: 1930-1940 Cilt 3: 1940-1950 *Üçüncü cildin son sayfasında ("İçindekiler" bölümü) yırtılma meydana gelmiştir.
Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat´ın, Türk şiirinde en köklü devrimi gerçekleştiren "Garip" akımına ismini veren ortak kitabı... Her üç şairin de şiirlerinden örnekler içeren kitabın asıl önemi, girişte yer alan ve Orhan Veli tarafından kaleme alınan Garip şiirinin manifestosudur.
"Arkadaşım Ahmed Baharoğlu´na sevgilerimle." ithafıyla, 20 Temmuz 1966 tarihinde Tarık Buğra tarafından imzalanmıştır. Kitabın başında da belirtildiği üzere, "Ayakta Durmak İstiyorum ilk defa Ankara´da, Devlet Tiyatrosu´na bağlı Yeni Sahne´de 4 Mayıs 1966 Çarşamba günü oynanmıştır. Kitabın ön iç kapağında, Raif Alnıaçık tarafından sahneye konan piyeste rol alan dört oyuncunun ıslak imzası ve rolleri yer almaktadır: 1) Halûk Kurdoğlu (Müdür) 2) Sunay Artuk (Helen) 3) Meral Gözendor (Zera) 4) Bülent Kayabaş (Subay) Kapak kompozisyonu: Sait Maden
"Değerli talebem Adnan Ülküye." ithafıyla imzalanmıştır. Kitabın sonunda, "Milâttan önce ikinci ve birinci, milâttan sonra da birinci asrın ilk yarısında Türkelinin siyasî ve idarî taksimatını gösterir haritadır." başlığıyla, (açık halde) 68x51 cm boyutunda bir katlanır harita yer almaktadır. Bez dönem cildinde.
"Muhterem kardeşimiz Cemil Beyefendi´ye."
1- ESKİ İSTANBUL ÂBİDÂT ve MEBÂNÎSİ: ŞEHRİN TESİSİNDEN OSMANLI FETHİNE KADAR, 1328, Matbaa-i Hayriye ve Şürekâsı, 250 sayfa, 17x25 cm...
1 adet katlanır harita ile...
2- ESKİ GALATA ve BİNALARI, 1329, Ahmed İhsan ve Şürekâsı, 120 sayfa, 14x20 cm...
1 adet katlanır büyük harita ile...
3- KADIKÖY HAKKINDA TEDKÎKAT-I BELEDİYE, 1329, Ahmed İhsan ve Şürekâsı, 96+3 sayfa, 18x24 cm...
2 adet katlanır harita ile...
4- İthaflı ve imzalı NOTLAR ve KÜTÜPHANELERE DAİR USUL-İ TASNİF, 1340-42, Matbaa-i Âmire, 73 sayfa, 17x24 cm...
Kadıköy Belediye Müdürlüğü ile İstanbul ve Giresun milletvekilliği de yapan yazar ve ressam Arseven özellikle şehir, sanat ve mimari üzerine eserler yazmıştır.