Deri sırtları panelli ve altın yaldız başlıklı, kapakları ve iç kapakları ebru süslemeli dönem ciltlerinde... *Dış kapak ebrularında büyük soyulmalar mevcuttur.
Fransız yazar, şair ve siyasetçi, “Türk dostu” Alphonse De Lamartine´in, Türk tarihi ve Türkiye izlenimlerini aktardığı hacimli eserinin 2. cildi... Ön ve arka kapağı altın yaldız dekorlu, sırtı panelli, altın yaldız dekor ve başlıklı dönem cildinde. İç kapakları ebrulu, sayfa kenarları altın yaldızlıdır.
Turgut Uyar, kendisini İkinci Yeni şairi olarak görmese de, bu kitabından itibaren İkinci Yeni´nin en önemli şairlerinden biri olarak tanınmaya başladı.
Kendi ülkesi olan Fransa'da itibar görmese de eserleri Avrupa'da Balzac, Flaubert, Stendhal gibi yazarların en az üç katı basılan ve satılan bir yazar olan Charles Paul de Kock, bugün pek hatırlanmasa da döneminin en popüler yazarlarının başında geliyordu. Buna rağmen Fransa'da ve Avrupa'nın yüksek edebiyat çevrelerinde Paul de Kock'ın eserleri "kötü edebiyat, edebi zevksizlik" olarak görülüyordu. O kadar ki, Encyclopedia Americana, onun Fransa dışında daha popüler olmasını üslup kusurlarının çeviride ortadan kalkmasına bağlamıştı. *Desenli bez cilt içinde...
Tanzimat Edebiyatının "Üstadı" Recaizade Mahmut Ekrem´in enünlü eserlerinden Zemzeme´nin 1306 yılında yapılan ikinci baskısı. Recaizade Mahmud Ekrem´in "Tevhid" şiiri ile başlayan eser Tanzimat döneminin en kanonik verimlerindendir. *Sırt formalardan ayrılmıştır.
12. yy. Türk şairlerinden Edib Ahmed Yükneki´nin Doğu Türkçesi ile yazdığı nasihatname türündeki bu eseri, Türk-İslam edebiyatının Kutadgu Bilig´den sonra yazıya geçirilmiş en eski ikinci eseri sayılmaktadır. Necib Asım´ın "Hibetü´l-Hakayık", Reşit Rahmeti Arat´ınsa "Atebetü´l-Hakaik" şeklinde okuduğu eser, ilk defa Necib Asım Yazıksız tarafından ilim dünyasına tanıtılmış ve yayımlanmıştır.
Stephane Lauzanne (1874-1958), Balkan Savaşı’nı Matin gazetesi adına izlemek amacıyla 12 Ekim 1912’de İstanbul’a gelip kırk gün kalmıştır. İstanbul’daki halkın yaşamından, azınlıkların korku ve sinsiliklerine, askerlerin Balkan cephesine naklinden, bozgunun nedenlerine, yabancı diplomatların ikiyüzlülüğünden, katliam ve yağmalara kadar hayli ilginç gözlemler yapmıştır. Özellikle Ermeni konusunda ülkesinin çıkarlarını pek gözardı edemeyen Lauzanne, Türklerin Avrupa’daki topraklarını nasıl kaybettiğini, batı ülkelerinin bu işi ne şekilde kotardığını, Türklerin toplum vicdanında büyük yaralar açan Balkan katliam ve yağmasının ne şekilde cereyan ettiğini ve İstanbul’da halkın o günlerdeki yaşantısını ayrıntılarıyla önümüze koyar. Bez cildinde.
Olayların başrol oyuncularından biri olan Fransız yazar, şair ve politikacı Alphonse de Lamartine´den, 2. Cumhuriyet´in kurulmasıyla neticelenen 1848 Fransız Devrimi (Şubat Devrimi) üzerine sıcağı sıcağına, 1849 tarihli kapsamlı bir tahlil... Sırtları panelli, altın yaldız dekor ve başlıklı deri ciltlerinde. İç kapakları ebru desenlidir.
Cevat Şakir'in asıl ismi Musa Cevat Şakir'dir. Afyonlu Kabaağaçlızade’lerdendir. Soyadı yasasısı çıkınca Kabaağaçlı soyadını aldı. Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı imza olarak seçti ve bu adla tanındı. Kabaağaçlıgil soyadını ve Hüseyin Kenan, Musa Cevat, M.C., H.B., Sina imzalarını da kullandı. Babası Sadrazam Müşir Ahmet Cevat Paşa'nın kardeşi Mehmet Şakir Paşa'dır. Çocukluğu 1895’e kadar babasının elçi olarak bulunduğu Atina'da ve Büyükada'da geçti. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle İngilizce öğrendi. İstanbul Robert Kolej ile İngiltere Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi Bölümü'nü bitirdi. İngiltere’den Türkiye'ye dönüşünde gazete ve dergilerde yazarlık ve çevirmenlik yaptı. 1913'te evlendiği eşinin İtalyan olması nedeniyle bir yıl kadar İtalya'da kaldı. Bu arada İtalyanca ve Latince öğrendi. 1914'te babası Şakir Paşa, Cevat Şakir'in tabancasından çıkan bir kurşunla Afyon'da öldü. Cevat Şakir 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra, verem olması nedeniyle, salıverildi. Bir süre kendisini tekke hayatına verdi. Yazı ve basın hayatına atılarak, Diken, İnci, Resimli Hafta, Güleryüz, Resimli Ay, Resimli Gazete gibi yayınlarda yazılar yazdı, çeviriler yaptı, karikatürler ve resimler çizdi. Zekeriya Sertel’in çıkardığı Resimli Hafta dergisinde Hüseyin Kenan takma adıyla yazdığı "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" adlı yazısı yüzünden Sertel’le birlikte Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde yargılandı. Sertel Sinop’ta, Cevat Şakir Bodrum'da olmak üzere üçer yıl sürgün cezasına çarptırıldılar. Cevat Şakir, cezasını çektikten sonra, çok sevdiği Bodrum'a yerleşti ve 1947'ye kadar orada yaşadı. Bodrum Belediyesinin resmi bahçıvanı olarak çalıştı. Özel olarak elde ettiği çiçek ve ağaç tohumlarının Bodrum'da yetişip büyümesini sağladı. 1947'de İzmir'e yerleşti, gazetecilik ve turist rehberliği yaptı. Rehberlik kurslarında öğretmen olarak görev aldı. Cevat Şakir ikinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanımla yaptı, bu evliliklerden dört çocuğu oldu. Kemik kanserinden öldü. Vasiyeti üzerine Bodrum Gümbet'te Türbe Tepesi'nde toprağa verildi.
Köy Enstitülü yazarlar içinde, "Yılanların Öcü, Irazcanın Dirliği, Köygöçüren, Keklik" gibi romanlarıyla toplumcu - gerçekçi köy romanının klasiklerine imza atmış olan Fakir Baykurt´un (1929 - 1999); TRT Sanat Ödülü ve TDK Roman Ödülü kazanmış olan romanı...
Cildi epey yıpranmış haldedir.
Nahiv alimi Zeynizade Hüseyin Efendi´nin kaleme aldığı eser, Arapça nahiv ilmine dair Kâfiye adlı meşhur eserin izahı mahiyetindedir.