Kitap içerisinde imzası tespit edilemeyen bir ithaf mevcuttur: "D.K.D.´nin 28. dönemde gösterdiğiniz başarınızın, hayatınız boyunca devamı dileğiyle. Ge. Başk. 1.2.1971..."
Uzun yıllar Türkiye´de görev yapan İngiliz diplomat ve tarihçi Sör Paul Rycaut (1628 - 1700)´un, Johann Benjamin Brühl´ün zengin gravürleri eşliğinde Sultan Osman´dan IV. Mehmed´e kadarki Osmanlı İmparatorlarını tanıttığı çalışmasının 1727 tarihli Lehçe baskısı.
311 sayfa, 11x17 cm
"Mekteb-i Fünun-ı Harbiye-i Şahane piyade ve süvari sınıflarına mahsus olmak ve harita kıraatinden, hartia tersimine aid kavaidden, âlât-ı muntazamadan, ve bunların tatbikatından, ve seri suretde harita ahzından, kroki ve rapor tanziminden bâhis olmak üzere talif ve tab´ olunmuşdur."
Arka kapağı kırık, kapak künyesi ters yapıştırılmış haldedir.
Oryantalist bir tutkuyla 1891´de İstanbul´a gelen Fausto Zonaro 1896´da Sultan II. Abdülhamid tarafından saray ressamlığına atanır. 19 yıl boyunca İstanbul´u tuvaline aktarır ve en tanınmış İstanbul ressamlarından olur.
Tunuslu tarihçi, sosyolog, siyaset ve devlet adamı İbn Haldun´un, kaleme aldığı kapsamlı dünya tarihinin mukaddimesi [giriş] olan eser, yazarın tarih felsefesini, sosyal ve insanî bilimleri temellendirdiği bölümdür ve yazarının şöhretinin asıl kaynağıdır.
206-207-208-209-210 No´lu sayıları içermektedir
Kapak: Samim Utkun
Sırt kısmı metinden arka taraftan ayrık haldedir ve arka kapak sayfasında yırtıklar mevcuttur
Hastaneye ulaşımın zor olduğu veya doktorun hastaya ulaşmasının zor olduğu durumlarda acilen yapılması gereken ilk yardım ve çeşitli müdahelelerde gerekli olan ilaç ve tıbbi malzemeler hususunda halkın bilinçlenmesini amaçlayan kitap.
Genellikle Felsefe-i Ûlâ olarak tanınan eserin alt başlığı İsbât-ı Vâcib ve Ruh Nazariyeleri’dir. Bir girişle iki ana bölüm ve bir sonuçtan oluşan eser, Türk ve Batılı yazarlar arasında dinî düşünce aleyhine gelişen materyalist ve pozitivist akımlara karşı özellikle İslâmcı kesim tarafından müdafaa ve ispat türünde pek çok eserin yazıldığı bir dönemde kaleme alınmıştır. M. Şemsettin Günaltay kitabın önsözünde, felsefe ve metafiziğin çok önemli, ancak son derece muğlak iki meselesi olan isbât-ı vâcib delilleriyle ruh hakkındaki teorileri kolay anlaşılabilecek bir dille anlatacağını belirtmekte ve amacının, bu meselelerde yanılmaya ve yanıltılmaya çok müsait ve henüz ilimle faraziyeyi farkedemeyecek durumda bulunan genç nesli uyarmak olduğunu ifade etmektedir. Eserin giriş bölümünde önce bilgi bahsi özetlenmiş, ardından ilim ve felsefe arasındaki ilişki ve farklarla bunların alan ve metotları hakkında bilgi verilmiş, bu arada İslâm açısından bir ilim-din çatışmasından söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Müellif bundan sonra, isbât-ı vâcib konusuna hazırlık niteliğinde olmak üzere, müsbet ilimde kaydedilen gelişmelerin materyalist ve inkârcı zihniyetin madde, kuvvet ve enerji gibi temel konulardaki düşüncelerini geçersiz kıldığını çeşitli örneklerle ortaya koymaya çalışmaktadır.