"Nermine sevgilerle." ithafıyla, 2 Şubat 1968 tarihinde imzalanmıştır. *Son sayfasının alt bölümünde, cümlelerin okunmasına mani olan bir kopuk mevcuttur.
Doktor Rıza Nur´un, 1931 ile 1938 seneleri arasında, Mısır - İskenderiye´de "tek kişilik bir kadro" olarak hazırlayıp yayımladığı, toplamda sekiz sayıdan oluşan bu ansiklopedik çalışma, çoğunlukla Türk tarihi ve Türkoloji sahalarında kaleme aldığı yazılardan oluşur. Satışa sunduğumuz 6. sayı, Türk Edebiyatı´nın bir dönemine damga vurmuş Namık Kemal´e ayırılmıştır.
Kitapta, Tomris Uyar´ın Arjantinli yazar Julio Cortazar´dan tercüme ettiği 11 adet hikaye yer almaktadır.
"Can - şenliği Cemal Çullu´ya, yokluğunun acısını şimdidien duyarak, özlemle." ithafıyla imzalanmıştır.
Fazıl Hüsnü Dağlarca´nın, konu olarak güncel olanı seçtiği, örneğin Amerikan zırhlısı Missouri´nin Türkiye´ye gelişini konu alan "Missouri", İngiliz sömürgesinden kurtulmak isteyen Pakistan için yazdığı "Pakistan" gibi şiirlerine yer verdiği eseridir.
Ünlü Fransız yazar Eugene Sue´nin, dönemin en büyük gazetelerinden "Journal des Debats"´da “Les mysteres de Paris” adıyla tefrika edilen romanıdır. Dünyanın ilk tefrika romanları arasında kabul edilen eserde, Gerolştayn Prensi Rodolf’un, muhtaç ihsanların ihtiyaçlarını gidermesi üzerine kurulu metinde, söz konusu ihtiyaç sahibi ayak takımının işlediği suçlar ve maceraları anlatılmıştır. Roman, bir divan şairi ve mütercim olan Halil Edib tarafından, "Paris Esrarı" ismiyle 2 cilt halinde 1889-1890 seneleri arasında Türkçe´ye tercüme edilmiştir.
Cerrahî Dergah´ının ABD´deki kurucusu, sanat tarihi profesörü Tosun Bayraktaroğlu´nun şiirlerinin yer aldığı eser "Adalet Hanıma sevgiyle" ithafıyla 11 Temmuz 1951 tarihinde imzalanmıştır.
Yayıncı Fisher tarafından Suriye, Kutsal Topraklar ve Küçük Asya´daki yer, kişi ve nesnelerin doğru görünümlerini kayıt altına almaları için görevlendirilen W. H. Barlett, William Purser ve Thomas Allom´un zamana meydan okuyan gravürleri ve İngiliz gezgin John Carne´ın açıklayıcı metinleri eşliğinde bu topraklara dair kaleme alınmış en kapsamlı seyahatnamelerden biri...
19.Yüzyılda yaşamış Arap entelektüeli Corci Zeydan´ın Târîḫu’t-temeddüni’l-İslâmî isimli hacimli İslam tarihi eserinin Zeki Mugamiz tarafından yapılan çevirisidir.
19. Yüzyıl İngiliz Romantik ressamlarından Turner´ın hayatı, eserleri ile sanat anlayışı içeren eser Turner´a ve eserlerine ait görseller ihtiva etmektedir.
Ciltte Lozan Antlaşması verildikten sonra, Hayat dergisinin 7 Haziran 1928 ila 10 Kânunusani 1929 tarihleri arasında yayımlanan 80´den 111´e kadar olan 32 sayısı yer almaktadır.
Constantinople, yayımlandığı dönemde ilgi görmüş, ancak sonradan yazarının ve çizerinin diğer eserlerinin arasında gözden kaybolmuş sıra dışı bir eserdir. Francis Marion Crawford´un metni ve Edwin Lord Weeks´in çizimleri ABD´de dönemin popüler dergilerinden Scribner´s Magazine´de Aralık 1893 ve Ocak 1894´te iki bölüm halinde yayımlanmış, bundan kısa süre sonra da kitaplaştırılmıştı. Metin de, resimler de İstanbul´u betimleyen çağdaşlarından önemli derecede farklılıklar gösterir. Hem Crawford, hem Weeks o dönemlerde ABD ve Avrupa´da yayımlanan İstanbul ve Osmanlı İmparatorluğu konulu anı ve seyahatnamelerde yaygın görülen klişelerden büyük ölçüde uzak durmayı tercih etmişlerdi. İstanbul´la ilgili metinler genellikle şehrin Helen, Roma ve Bizans dönemlerine bolca yer verir; büyük anıtlar ile saray, harem ve konak yaşamına dair kulaktan dolma spekülatif -ve de egzotik- bilgilerle örülürdü. Çizimlerde de benzer bir tercih söz konusuydu: Saraylar, camiler, Kapalıçarşı, harem ve kadınlar -herhalde talep de gördükleri için- bu tür eserlerde bolca boy gösterirdi. Yazarın ve çizerin bu konudaki farklı tutumları ise bir tesadüften kaynaklanmıyordu. Her ikisi de döneminin öncü sanatçıları arasında yer alıyordu. Crawford (1854-1909) varlıklı bir Amerikalı ailenin çocuğu olarak İtalya´da doğmuş ve yaşamının büyük bölümünü orada geçirmişti. Edwin Lord Weeks (1849-1903) de Amerika’da doğmuş, ressam olmaya karar verdiğinde Paris’e gelmiş, dönemin önde gelen oryantalist ressamlarından Gérôme’un atelyesinde çalışmış, üstelik perk çok oryantalist ressamdan farklı olarak eserlerini bizzat gözlemleyerek çizmeyi tercih etmişti. Weeks ve Crawford´un yolları 1890´ların başında İstanbul´da kesiştiğinde, ortaya koydukları eser, pek çok gezginin izlenimlerinden daha farklı olmuştu: Her ikisi de yabancısı oldukları kültürlerde yaşama, insanlarla yakınlaşma, gördüklerini tarihsel perspektife yerleştirme, dinledikleri hikâyeleri süzgeçten geçirerek kurgulanmış kısımları ayıklama ve izlenimlerini epeyce objektif biçimde yansıtma konusunda çağdaşlarından epeyce öndeydi. Weeks´in çizimlerinde insanlara odaklanması gibi, Crawford da gündelik hayatın ayrıntılarını betimliyordu. Crafword, İstanbul sokaklarındaki hayatı ilginç bir tespitle anlatmaya girişiyordu: "Türkiye´den hasta adam´ diye söz etmek ve dün yada hayatın en doludizgin sürdüğü kentlerden biri olan bu şehri yıkım ve çürüme ile bağdaştırmak âdet olmuştur. Ancak Haliç´in herhangi bir yakasında yirmi dört saat geçiren biri ne İstanbul sokaklarında, ne Galata Köprüsü´nde, ne hareketli Galata semtinde, ne de Pera tepelerinde ataletle uzaktan yakından ilgili hiçbir şey düşünemez. Avrupa´dan, İtalya veya Avusturya´dan gelen biri başkentin cihanşümul hayatı, canlılığı ve faaliyeti karşısında gerçekten şaşırır." Galata Köprüsü üzerindeki izlenimlerle başlayan ayrıntılar, Kapalıçarşı´daki girift alışveriş âdetleri, sandal sefaları, mesireler, dondurmacılar, Kariye’nin arka sokakları, ev hayatı, lokantalar, aşçılar, kebaplar, sakalar, şerbetçiler, arzuhalciler, sanatseverler, Atpazarı ve mezarlıklarla sürüp gider. Crawford son noktayı, bu metropolü oluşturan diğer şehirler -Beyoğlu, Üsküdar, Fenerbahçe- ile Boğaziçi köylerini anlattıktan sonra, bir at yolculuğuyla Belgrat ormanlarından geçerek vardığı, günümüzde yeni bir şehrin uzandığı Zekeriyaköy´de, bir zamanlar Ovidius´un kaldığına inanılan kulenin eteğinde, sükûnetle koyar. Anlattıklarından, Crawford´un İstanbul´dan gelip geçerken izlenimlerini aktaran sıradan bir gezgin olmadığı sonucuna varmak hiç de zor değildir. Gerçekten de Crawford´un İstanbul´la ilişkisi gelip geçici değildi. ABD’li general Hiram Berdan´ın kızı Elizabeth Christophers Berdan ile 1884´te Beyoğlu’ndaki Fransız Katolik Kilisesi´nde evlenmiş ve daha sonraki ziyaretlerinden birinde şehirde bir yıla yakın oturmuş, Türkçe’yi okuyup yazacak düzeyde öğrenmişti. Kitabın 1890’larda İstanbul başlıklı bir Türkçe baskısı (İstanbul, 2007) yapılmıştır. Başlık sayfası önünde pelür kâğıdı ile korunmuş 1 resim, metin içinde 27 resim (8 tanesinin arkası basılı değil ama sayfa numaraları devam ediyor). Desenli bez cildinde.
İngiliz diplomat, tarihçi ve Osmanlı İmparatorluğu uzmanı Sir Paul Rycaut (1629-1700) tarafından kaleme alınan ve Osmanlı İmparatorluğu´nun o dönemdeki durumunu tahlil eden eserin Fransızca çevirisi. Alanının en muteber eserlerinden biri olarak halen daha araştırmacıların en çok başvurduğu kaynaklar arasında yer alan kitap; Türklerin politikaları, İslam dininin imparatorluğa etkileri ve Osmanlıların askeri disiplini olmak üzere üç bölümden meydana gelmektedir. Sırtı panelli, altın yaldız dekor ve başlıklı (yer yer silinmiş) deri dönem cildinde. Ön iç kapağında ex libris yer almaktadır.