Tezhipli ve Padişah Onaylı Fermanlar, Fuat Bayramoğlu'ndan Büyükelçi Osman Derinsu'ya İthaflı ve İmzalı, 36 sayfa, 24x33 cm

Fuat Bayramoğlu [1912-1996] Büyükelçi, Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, şair. 1945'te "Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü"nde göreve başlayan Bayramoğlu, Kıbrıs ve Kudüs Başkonsolosluklarında çalıştı. 1957 yılında ilk Büyükelçilik görevini Oslo'da yaptı. Daha sonra sırasıyla Bağdat, Tahran ve Roma'da Büyükelçilik görevini sürdürdü. 1963'te mevcut sıfatını kullanarak Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olan Bayramoğlu, 1964 senesinde Brüksel Büyükelçisi olarak göreve başladı. Sonra, 1966'da ikinci kez Roma Büyükelçiliği'ne, 1969 yılında da Moskova Büyükelçiliği'ne gönderilen Bayramoğlu, 1971 yılı sonunda Türkiye'ye temelli dönüş yaptı ve Dışişleri Bakanlığı bünyesinde yüksek müşavir oldu. 1972'de de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nde görev yaptıktan sonra 1977 yılında ilerleyen yaşından ötürü emekli oldu. Şiirle çok küçük yaşta tanışan Bayramoğlu, “Derviş” mahlasıyla yazdığı şiirleri sekizinci sınıfta iken bir araya getirip Dîvân-ı Fuad Bayramîzâde adıyla bir divan tertip etti. Ahmet Hamdi Tanpınar, Emin Âli Çavlı, Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin gibi fikir ve edebiyat adamlarının öğretmen olarak görev yaptıkları Ankara Erkek Lisesi’nde Ahmet Muhip Dıranas’la, Mülkiye Mektebi’nde de Cahit Sıtkı Tarancı ile dostluk kurdu. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışırken Cevat Dursunoğlu, Bedrettin Tuncel, Suut Kemal Yetkin, İsmail Habip Sevük, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Kutsi Tecer gibi edebiyat ve kültür adamlarının “çarşamba sofraları” adını verdikleri sohbet toplantılarına katılmaya başladı. Avrupa yıllarında uzak kaldığı şiire çoğu şair olan bu aydınlar arasında yeniden döndü ve hayranı olduğu Yahya Kemal’le 1945’te tanıştıktan sonra rubâîye yöneldi. Klasik rubâî formunu ve vezinlerini büyük bir ustalıkla kullandı. Sade bir Türkçe ile başta Ömer Hayyâm olmak üzere bütün rubâî şairleri gibi hayat ve dünyanın geçiciliği, ölüm, hiçlik duygusu, kadere boyun eğme, tevekkül, çabuk geçen ömürden kâm alma temalarını işlemekle beraber bazı rubâîlerinde şahsî hayat tecrübelerinden kaynaklanan duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir.