XIII. SALON, 31.05.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Emin Barın´ın "En iyi öğrencim" dediği Yılmaz Özbek, 1936 Ankara doğumludur. Emin Barın Cilt atölyesinde öğrencilik ve asistanlık yapmıştır. Anadol otomobili için tasarladığı reklam ve Ahmed Hamdi Tanpınar´ın mezar taşı yazısını yazmasıyla bilinen Özbek, çeşitli alanlarda özgün tasarımlar yapmış ve çok kıymetli kaligrafi eserleri vermiştir. Emin Barın kaligrafi ekolünün önde gelen temsilcisi Yılmaz Özbek, hocası Emin Barın ile aynı sene vefat etmiştir. Bu müzayededeki eserler, Özbek’in eserlerinden oluşan 2022 tarihli sergide kataloge edilmiş ve sergilenmiş ıslak imzalı orjinal eserleridir.
Anlamı: "Çalışıp kazanan Allah´ın sevgili kuludur."
Aynı ismi taşıyan Bâhir Yesârî'nin torunu olan Özok, İstanbul Kandilli doğumludur. İnce ahşap işleri ve müzik âletleri yapım ustasıydı. Mehmed Besim Vefâî ve Kâmil Akdik'in talebesidir. Usta bir talik hattatı olan Bâhir Özok, Necmeddin Okyay gibi yay yapımı ve okçulukta da mâhirdi. Soyadı Gazi Paşa tarafından verilen okçular arasındadır (Okyay, Okçu, Özok, Okatan...)
Beşiktaş doğumludur. Meşhur Vahdetî Efendi´nin torunudur. Babası Divan-ı Hümayun´da kayıt mümeyyizi idi. İlk hat derslerini ondan, sonra Beşiktaşlı Nuri Efendi ve Muhsinzade Abdullah Bey´den ders alıp ikisinden de icazet aldı. Girdiği Dîvân-ı Hümâyûn Mühimme Kalemi’nde iken Kâmil Akdik’den dîvânî, Sâmî Efendi’den celî dîvânî ve Tuğrakeş İsmâ’il Hakkı Altunbezer’den tuğra meşkederek Dîvân Dâ’iresi’nden hattatlık şahâdetnâmesi aldı. Resmi ve özel kurumlardaki hüsnihat hocalığını Cumhuriyet´in ilanına kadar sürdürdü.
Abdullah Haşim Efendi Taif doğumludur. Çeşitli Osmanlı kurumlarında kâtiplik yaptı. Hocası hakkında pek bilgi yoktur. Talikte mahir bir hattattı. Ancak eserleri pek nadirdir.
18 yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında mâhir bir hattat tarafından yazıldığı tahmin edilen talik "Tı" harfi meşki ve satır aralarında "çalış" anlamında "sa'y" işareti...
Okunuşu: "Bedbaht âna derlerki elinde cühelânın / Kahrolmak için kesb-i kemâl-i hüner eyler."
Yazının arka tarafında kurşun kalemle Kemal Batanay´a ait olduğuna dair not yazılıdır. Yazının tavrı ve kalitesi bu bilgi ile örtüşmektedir.
Kemal Batanay İstanbul’da doğdu. Karinâbâdî Hasan Hüsnü Efendi’den talik meşkine başladı. Yine talik hattında Hulusi Yazgan’dan icazet aldı. Sofu Mehmed Efendi’den sülüs ve nesih meşk etti. Hacı Ömer ve Hacı Kemal Efendilerden de celî sülüs icazeti aldı.
Methiyenin üst kısmındaki dua ve son kısımdaki "Abdülhamid" adı altınla yazılmıştır.
"Âl-i Osman´ın iftihârı Hazreti Abdülhamid / Şevket ve ikballe uzun yıllar yaşayasın" anlamındaki övgüleri de içeren Farsça tarih düşmeli methiye.
Tarih düşme kısmında "În mısrâ şüd târîh-i tâm: Ber Şehinşâh-ı zemîn mes´ûd bâdâ sâl-i nû" ibaresi yazılıdır.
Çokça karalama yazıp ketebe koyduğu için "Karalamacı" lakabıyla anılan Mehmed Hamdi Efendi Erzincan doğumludur. Tahsil için geldiği İstanbul´da Hüseyin Habli´den ders alarak icazet aldı. Bundan sonra mekteplerde hüsnihat hocalığına başladı. Maharetiyle ünlendikten sonra Galata Sarayı Ocağı medresesinde hocalığa tayin edildi. Ani vefatına kadar orada derslere devam etti.
İcazeti Alan: Ebu´l-Feth (Fatih) Cami İmamı Hafız Ahmed Efendi
İcazeti Veren: İbrahim Rodosî ve Karalamacı Hamdi Efendi
Anlamı: "Ebrârın (iyilerin) kalbi sırlar hazinesidir. En hayırlılarınız ezan okusun/müezzin olsun, En iyi okuyanlarınız da imam olsun. Enes b. Malik şöyle rivayet etti: “Resulullah alehyisselan âmâ olan Abdullah ibn Ümmü Mektum’u yerine vekil olarak bıraktı."
Mâcid Ayral, Beylerbeyi’nde doğdu. Hamidiye Mektebi’nde Hoca Ali ve Enderunlu Ahmed Râkım Efendilerden sülüs ve nesih ve meşk etti. Kendi kendine Şefik Bey’in yazılarını taklit ederek de meşk ederdi. Medresetü’l-Hattâtîn’e girip İsmail Hakkı Altunbezer’den celî sülüs, Hulusi Yazgan’dan talik öğrendi. Cumhuriyet’in ilanıyla resmi görevlerinden ayrılıp Babıali’de bir yazı evi açtı. 1928’e kadar orada çalıştı. 1953’te Topkapı Sarayı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde hüsnihat dersleri vermeye başladı. 1955 yılında hüsnihat hocası olarak Bağdat Güzel Sanatlar Akademisi’ne davet edildi. 5 yıl kadar orada hocalık yapıp 1959’da yurda döndü.
Talik yazıda Neml sûresi 27. âyeti yazılıdır: "İnnehû min süleymâne ve innehû bismillahirrahmânirrahim."
Yazı içinde Yâsin suresi, Âmenerresûlü; Mülk, Fetih, Rahman, Cuma, Nebe sûreleri ve Âyetelkürsî yazılıdır.
Sami Efendi´nin, yazılarına "Çıldırmadan yazılmaz!" dediği Mehmed Nuri, usta hattatların yazılarından çıkardığı kalıplara gubârî yazı yazarak şöhret kazanmıştır.
Fâtiha, Âyetelkürsî ve "Sübhânallah ve bihamdihî" yazılı gubârî besmele.
Sami Efendi´nin, yazılarına "Çıldırmadan yazılmaz!" dediği Mehmed Nuri, usta hattatların yazılarından çıkardığı kalıplara gubari yazı yazarak şöhret kazanmıştır.
Dedeleri ilmiye ve devlet makamlarında yüksek görevlerde bulunan Mehmed Rıza Bey, kendisi de ilmiyeyi seçerek müderris ve kadı olmuştur. Daha sonra İstanbul kadılığına da atanan Rıza Bey´in hocasına dair bilgi yoktur.
Anlamı: "Resulullah şöyle buyurdu: 'Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol. Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme. Sağlıklı anlarında hastalık zamanın için, gençliğinde ihtiyarlığın için boş vaktinde meşgul vaktin için, hayatın boyunca da ölümün için tedbir al. Çünkü sonrasında senin için ne olacağını bilemezsin."
Tez çalışmasını hat sanatı üzerine yapan Ergün, Savaş Çevik´ten rika, sülüs ve nesih öğrendi. 1987´den itibaren hüsnihat dersleri vermeye başladı. Hala çalışmalarını devam ediyor.
Anlamı: "Miraçta çıkılan en yüksek makamın güneşinin ışığı, iki dünyayı da nurlandıran Muhammed. Hâşimoğullarından gelen Peygamber, Kureyş´in hilali... Utarid çarkının (Merkür) hatîbidir o (güzel konuşan, dil ustası).
Şiirin Türkçesi: "Kâb-ı kavseyn´in gün ışığı Muhammed / Nûru iki dünyayı da aydınlatan,
Nebî-yi Hâşimî ve Kureyş´in ayı, Utarid çarkının (Merkür) hatibi...
Yazının ketebe bölümünde Mehmed Esad Yesârî´nin ketebesi olmakla beraber bu ibarenin sonradan başka bir hattat tarafından bir kanaat olarak yazıldığı kanaatindeyiz.
Cemil Efe 1979 yılında Ankara’da doğdu. Prof. Dr. Fevzi Günüç’ten sülüs-nesih yazı icazeti aldı. Mustafa Cemil Efe´nin birçok devlet başkanı, bakan, milletvekili ve koleksiyonerde eserleri bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Beyaz Saray koleksiyonunda eseri yer alan ilk hat sanatkârıdır.
Levent Karaduman, 1978´de Bartın´da doğmuştur. 1995 senesinde Fuat Başar´dan sülüs ve nesih yazı meşkine başlamış, 2003´de icâzet almıştır. Muhtelif kurumlarda hat hocalığı yapmış olan Karaduman´ın eserleri Türkiye´de ve yurtdışında birçok kez sergilenmiştir.
Koltukları, iç desenleri ve pervazı ebru tezyinatlı hilye-i şerîfe.
2000 yılında hat meşkine başlayıp Erol Dönmez ve Hüseyin Kutlu´dan icâzet alan Kenan Yüksel, İstanbul doğumludur. Tarihî camilerin restorasyonunda kalemkârlık yapan Yüksel, çalışmalarını hocası ile ve kendi atölyesinde sürdürüyor.
Hüseyin Hüsnü Türkmen Trabzon doğumludur. Ali Alparslan´dan rika, divanî, celî divanî ve talik meşk ederek icazet aldı. Mahmut Öncü´den rika, Hüseyin Gündüz´den sülüs ve modern hat dersleri aldı. Fuat Başar´dan da sülüs-nesih icazeti aldı. Özçay kardeşlerle sülüs ve nesih meşk etmiştir.
Hüsamettin Yivlik 1947 yılında doğmuştur. Türk sedefkâr, ahşap oyma ustasıdır.
Yazılmış hattı, çizilmiş tezhibi bütün özelliklerini koruyarak sert malzemelere uygulamada ustalaşmıştır. Ahşap malzeme üzerine hat ve tezhip uyguladığı takı ve süs eşyaları tasarlar. 2021´de ahşap oymacılığı alanında Türkiye´nin Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri´ne girmiştir.
Eserin cildi ve kağıt tamiri İslam Seçen tarafından kağıt ve tezyinat üslubu dikkate alınarak Selçuklu dönemi ciltlerinin özelliklerine uygun şekilde yapılmıştır. Enbiyâ Suresi´nin son kısmı ve Hacc Suresinin baş kısmı yazılıdır. Hacc Suresinin altın yazılı sure başı mevcuttur. Tüm sayfaları altın cetvelli ve sayfa kenarları dönem özelliklerini yansıtan güllerle müzeyyendir.
Eser; serlevhalı, tüm sayfaları tahrirli altın cetvelli ve altın duraklı, hizb ve cüz işaretleri altın tezyinatlı, sure başları altın levhalı, sayfa uçları tezhiplidir. Eserin baş tarafında serlevha öncesinde sure fihristi bulunmaktadır. Eserin sonunda Felak ve Nas sureleri tüm sayfa tezhipli levhalar içinde yazılıdır. Deri dönem cildi içerisindedir.
Eserde; Kenzü´l-Arş duası, Karınca duası, cemi dünyanın dilini bağlamak şçin dua, yolu tutulsa okunacak dua gibi muhtelif dualar yazılmıştır. Serlevhası ve ketebe sayfası tezhiplidir. Eserin ketebesindeki detaylı ifadelerde hattatın künyesi şu şekilde yazılmıştır: "Hafız Mehmed el-Kâdirî el-maruf bi-İmamzade Edirnevî"
Eserde Mehmed Rasim ketebesi bulunmaktadır, ancak tarih bulunmadığı için hat sanatı tarihimizdeki hangi Mehmed Rasim olduğuna dair net bir kanaate varılamamıştır.
Tezyinatlı ve zencerekli deri dönem cildinde; serlevhalı, altın duraklı, levhaları altınlı, altın cetvelli ve tahrirli. Kırmızı-siyah harekeli, reddâdeli nesih yazı ile yazılıdır.
İcâzeti veren: Yahya Efendi türbedârı Şeyh Hacı Mehmed Nureddin.
İcâzeti alanın adı yazılmamıştır.
İcazeti veren zat, 19. yüzyılda İstanbul'da yaşamış büyük Nakşibendî şeyhi Muhammed Nuri Şemseddin Efendi'dir.
Abdülkadir-i Geylânî hazretlerinin 15. göbekten torunudur. 1801 yılında İstanbul'da doğmuş, tahsilini İstanbul'da tamamladıktan sonra Nakşibendiyye tarikatında hilafet alarak irşad faaliyetlerine başlamıştır. Uzun yıllar Beşiktaş'taki meşhur Yahya Efendi Dergâhı'nda türbedarlık ve postnişinlik vazifesini yürütmüştür. Tasavvufi adaba dair kaleme aldığı Miftâhu'l-Kulûb (Kalplerin Anahtarı), Risâle-i Mürâkabe ve Risâle-i Vasiyetnâme en bilinen eserleridir. 1863 yılında vefat etmiştir. Kabri İstanbul Beşiktaş'taki Yahya Efendi Külliyesi'ndedir.
Dua ve nişan kısmı ile satır arası tezyînâtı altındır.
Şam, Haleb, Diyarbekir, Mardin, Adana, Malatya, Ayıntâb ve Tokad vilayetlerindeki âyan ve reâya arasındaki problemlerin çözümüne dair emir içeren berat.
Reâyâ'nın bir kısmının zor durumda kaldığı, mülkleri ellerinde tutanların da usûle göre hareket etmediği gerekçesiyle beratlarına uygun hareket etmeyenlerin elindeki mülklerin başkasına devredilmesine dair berat.
Ebussud Efendi´nin meşîhat imzası ve kendi el yazısıyla cevaplarının olduğu fetvalar.
Fetvalarda boşanma, mahkeme hukuku, öşür, zaman aşımı, arazi hukuku, yanlış hazırlanmış mahkeme hücceti (beyyine); kira, vasiyet ve miras hukuku ile geçiş hakkı gibi konular sorulmuştur."
Bürokratik ve hukûkî işlemleri süratle ve başarıyla bitirmesi sebebiyle çok sevilip takdir edilen ve "Ebü´l-Meyâmin" (uğurlu) lakabı takılan Mustafa Efendi, 1. Ahmed´in şeyhülislamlığını yapmıştır.
Kıtlık ve yokluk dönemlerinde özellikle İstanbul halkının takdirini kazanmıştır.
Fetvalarda ortaklık, nikah hukuku ve şahitlik, miras paylaşımı, kadılar hakkında kötü konuşmak, vakıf mülkiyeti gibi konular sorulmuştur.
Bir fetvada aklen mükellef bir kişinin cahil bir kişiyi kandırarak "Bütün kadılar celâlîdir" iftirası atarsa ne olacağı sorulmuş, Mustafa Efendi de "tazir" (had ve kısasa girmeyen; din, akıl, namus gibi meselelerde kadıya bırakılan azar veya falaka cezası). gerektiğini yazmıştır.
İki kez şeyhülislam olan Bostanzâde Mehmed Efendi, 3. Murad devrinde görev yapmıştır. Özellikle şair Bâkî ile girdiği tartışmayla tanınan Bostanzâde, Bâkî´nin bazı beyitlerinin küfrü mucib olduğunu ve azledilmesini istemiştir. Ancak padişah Bâkî yerine Bostanzâde´yi azletmiştir.
Fetvâlarda nikah akdi, vergi hukuku, özel mülkiyet, kira ve arazi hukuku, vakıf mülklerinin alım-satımı, yetim hakkı gibi meseleler sorulmuştur.
Fetvalardan birinde ahşap bir caminin zarureten yenilenip genişletildiğinde bir eve yanaştırılınca özel mülk sahibinin mahkeme kararıyla evinin yıktırılıp yıktırılamayacağı sorulmuştur.
Mehmed Efendi, eğer evin mülkiyeti sahihse evin yıktırılamayacağı fetvasını vermiştir.
Meşhur oryantalist George Sale´in ilk olarak 1734´te yayımladığı ve ilk İngilizce Kur´ân tercümesi olan kitap.
1. ciltte 4´ü katlanır 5 adet çizim kâğıdı vardır.
Satranc-ı Urefâ, İslam mutasavvıfı Muhiddin Arabî ya da Mevlid´in yazarı Süleyman Çelebi tarafından icat edildiği varsayılan, tasavvuf yolunu öğrencilere öğretmek üzere geliştirilmiş bir oyundur. Oyunun amacı "Visale" ulaşmaktır. Kimi basamaklar sizi daha aşağıdaki basamaklara gönderirken, kimileri de ileriye götürür; geriye götürerek cezalandıran basamaklarda yılanlar çizili olduğundan Halk arasında ‘yılanlı dama’ olarak bilinir. Sûfilerin tasavvuf yolunda ilerleyişini sistematize ederek göstermeyi amaçlayan bu oyunda yukarıyı gösteren oklar sıçrama yapılabilecek noktalardır. Aşağıyı gösteren oklar ise düşüş yaşanabilecek noktalardır. Yılanlar yolda karşılaşılan vartaları (tehlikeleri) temsil eder.