XI. SALON, 29.03.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Necmeddin Okyay, Üsküdar’da doğdu. Ravza-i Terakki Mektebi’nde Hasan Talat Bey’den rika, divani, celî divanî meşkederek icazet aldı. Onun yönlendirmesiyle Filibeli (Bakkal) Hacı Arif Efendi’den ders aldı. Sami Efendi’den talik ve sülüs-nesih icazeti aldı. Medresetü’l-Hattatîn’de Hacı Kamil Akdik´ten sülüs, Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer’den de celî sülüs ve tuğra meşketti. Süleymaniyede’ki Kanuni Sultan Süleyman Mektebi ile Bostancı ve Erenköy mekteblerinde rika dersleri verdi. Medresetü’l-Hattatîn’in devamı sayılan Hattat Mektebi’nde (1925) ve Şark Tezyînî Sanatlar Mektebi’nde (1929) ders vermeye devam etti.
Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır.
Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
Küçük yaşlardan ailesi tarafından itibaren mûsıkî eğitimi aldı. Askerde iken konservatuara girdi. Mustafa Düzgünman´ın aracılığı ile Neyzen Emin Bey´le tanıştı. İlk meşkini mevlevî Gavsi Baykara´dan aldı. Necmeddin Okyay´ın aracılığıyla da Resim-Heykem müzesi Halil Dikmen´le tanıştı. 15 yıl ondan ney dersi aldı. Bu sürede hocası Mustafa Düzgünman´dan ebru ve cilt sanatlarını öğrendi.
Sami Efendi´nin sülüs yazıyla "Allâhu veliyyü´t-tevfîk, ni´me´l-mevlâ ve ni´me´r-refîk" yazısından akkâse tekniğiyle hazırlanmıştır.
Timuçin Tanarslan, 1943 yılında Mersin'de doğdu.
Babasının mesleği olan sahaflığı sürdürürken ebru ile ilgilenmeye başladı. Ankara'dan İstanbula gelip giderek Mustafa Düzgünman'dan ebru öğrenerek icazet aldı. Uğur Derman'a göre bu icazet "Cumhuriyet tarihinin ilk ebru icazeti"dir. İlk sergisini Topkapı Sarayı Müzesi'nde açtı.
"Refîa - Mehmed Hakkı Hanım: hüsn-i hatta olan sa´y ve gayretinize binâen yazılmıştır.
31 Kânûn-i Evvel 332. Muallimi Hakkı (imza)"
İsmail Hakkı Altunbezer tarafından bir karta hatıra olarak talebesi Refia Hanım’ın ismi celî divani istif şeklinde yazılmış ve altına rika yazı ile not düşülmüştür.
İsmail Hakkı Altunbezer, hattat yetiştiren bir aileden 6. göbek hattattır.
İlk dersini Kazasker talebesi babasından aldı. Sonra Sami Efendi´den ders aldı. Tuğra çekmekteki ustalığı sebebeyli Divan-ı Hümâyûn Tuğrakeşi ünvanı verildi. Yazılarını kendi tezhipleyecek kadar usta bir müzehhipti. Birçok yerde hocalık yaptı. Medresetü´l-Hattâtîn hocalığını kurum kapatılana kadar sürdürdü.
Süheyl Ünver´in (1898-1986) gençlik yıllarında çizdiği bir eser.
Arka yüzünde de kurşun kalemle "Hürmetle sevdiğim Nüzhet Beyefendi´ye hatıra olmak üzere takdim ettiğimi şerh eylerim. 10 Haziran 1341" ithafıyla imzalıdır.
Ünlü hattat Mehmed Şevki Efendi'nin torunudur. Hekimliği sırasında Doktor Âkil Muhtar Bey'in asistanı oldu. Bu sırada Medresetü'l-Hattâtîn'le tanıştı Türk tezyînî sanatlarının seçme isimlerinden istifade etme fırsatı buldu. Kültür sanat tarihimizin en verimli kalemlerinden olan Ünver, çok sayıda çalışması ve özellikle tuttuğu defterlerle geleneksel sanatlarımıza dair hazine değerinde metinler bıraktı. Çok sayıda talebe yetiştirmiştir.
Süheyl Ünver´in hareket eden bir vapurun güvertesinde yürürken bütün dikkatiyle defterine yazı yazdığı anları gösteren fevkalade bir kayıt...
Vefatından sonra geride çok sayıda defter bırakan Süheyl Bey´in, bu kadar fazla defteri nasıl yazdığına delil olan görüntüler...
İki bölümlük kaydın ilk kımsında 16–24 Mayıs tarihlerinde 1962 yılında Türk Kadınlar Birliği Bursa Merkezi tarafından düzenlenen Türk Süsleme Sanatları Sergisi’ne katılmak üzere seyahat eden Süheyl Ünver ve kızı Gülbün Mesara’nın İstanbul’dan Mudanya’ya vapur yolculuğu sırasında çekilmiş görüntüler bulunmaktadır. Kadrajda gazeteci Nezih Uzel ile Mevlevî şeyhi Selman Tüzün’ün oğlu Hüseyin Tüzün de görülmektedir. Süheyl Ünver, her zamanki alışkanlığı üzere küçük not defterine not alırken görülüyor.
Kaydın ikinci kısmında birkaç kadın ile küçük bir çocuğun bir evin bahçesindeki görüntüleri vardır.
Fotoğraflarda Süheyl Bey ile beraber; masada oturanlar arasında Nezih Uzel ve Ülker erke, ayakta duranlar arasında Uğur Derman ve Azade Akar görülmektedir. Fotoğraflar 1958 senesinde Hasan Âlî Göksoy tarafından çekilmiştir.
Anlamı: "Bu (nimet) Rabbimin bir lutfudur" Neml suresi 40. ayet
(Hz. Süleyman aleyhisselamın duası)
Enderûn-ı Hümâyûn ve Dârü’l-ma‘ârif Mektebi´nin hüsn-i hat hocası Fîrûzağalı Mehmed Rüşdî Efendi’nin oğludur.
İstanbul´da doğdu. Babasında sülüs ve nesih meşkedip Enderûn-ı Hümâyûn Mektebi’nde babasına halife oldu. Daha sonra Dârü’l-mu’allimât’ın hüsn-i hat hocalığına getirildi. Babasının vefâtından sonra onun görevini de devraldığı gibi, bir aralık Dolmabahçe’deki kız mektebinin hocalığını da yaptı.
Hem altta hem üstteki istifte birer eûzu besmele yazılıdır.
Osmanlı´nın son reisülhattâtîn´i Hacı Kâmil Akdik´in (1861-1941) oğlu Şeref Akdik (1899-1972) hem hattat hem ressam idi.
Babasının yönlendirmesiyle resme yöneldi ancak ondan aklâm-ı sitte dersleri de aldı. Henüz rüşdiyede iken Osmanlı Ressamlar Cemiyeti´nin bir yarışmasında birincilik kazandı. 1915 yılında girdiği Sanâyi-i Nefîse Mektebi´nde İbrahim Çallı ve Hikmet Onat´ın atölyelerinde çalıştı. Daha sonra yurtdışına giderek Paris’teki Julian Akademisi’nde Paul Albert Laurens atölyesinde 1928 yılına kadar kaldı. Türkiye´ye döndüğünde önce Anadolu´da, sonra İstanbul´un birkaç ünlü lisesinde öğretmenlik yaptı.
Vefatına kadar Moda´daki atölyesinde çalışmaya devam etti.
*Üstteki kâğıdın sol alt kenarında 1 cm´lik bir kesik vardır. Alttaki kağıta yazının sağ ve soluna doğru içinde, orta alt kısmında tamir yerleri vardır. Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
Hattat ve şair Mehmed Rıza Safvet Bey, Hattat Mehmed Şevket Vahdetî Bey’in oğludur.
H. 29 Zi’l-hicce 1273 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası sâyesinde iyi bir eğitim aldı. Muhsinzade Seyyid Abdullah Efendi´den sülüs-nesih icazet aldı. Divan-ı Hümayun´da muhtelif görevler aldı. Oğlu Mehmed Suud el-Mevlevî´yi de hattat olarak yetiştirdi. Eyüp kabristanına babasının yanına defnedildiği nakledilse de mezartaşı belli değildir.
Ketebe kaydında bulunan ifadeye göre şiir de Saffet Bey´e aittir.
Lafzatullah ve İsm-i Nebi (Allah-Muhammed) müdevver şekilde yazılıdır.
Kıl testere ile kesilerek sedef kakma tekniği ile yapılmıştır. Yazının çevresi Fatma Rikkat Kunt tarafından tezhiplenmiş, ahşap yüzeyi lâke ile kaplanmıştır. Emin Barın´ın oğlunun verdiği bilgiye göre Sedefkâr Vedat Tunca tarafından yapılan bu çalışmadan 4 ya da 5 adet hazırlanmış olup biri de kendi koleksiyonundadır.
Kuleli Askerî İdâdî´sini ve ardından Mekteb-i Harbiye-yi Şâhâne´yi bitirdi. Mülâzım olarak orduya girdi. Pazarcıklı Mehmed Hulûsi Efendi´den aklâm-ı sitte, Sami Efendi´den talik öğrendi. 1885´te Hulûsi Efendi´den icazet aldı. Aynı zamanda ressam olan Ziya bey Eyüp Muvakkithânesi’nin başına getirildiği gibi, ser-müneccimliğin kaldırılmasından sonra “reisü’l-muvakkitîn” ünvânı ile takvimin neşrine de devam etti.
Halim Efendi´nin bir çırpıda yazarak misafiri mûsıkişinas Fâhire Fersan´a hediye ettiği; ondan Ali Alparslan´a geçen ve elden geçirildikten sonra Fatma Rikkat Kunt tarafından tezhiplenen yazı.
Besmele, Fâhire Fersan saz mecmualarının hüsnihatla yazımı için Halim Efendi´yle görüşmeye geldiğinde yazılmıştır.
Kâğıdın arkasındaki not:
"Saz mecmualarının hüsn-i hattı mevzuunda merhum Halim Bey´i vaktiyle ziyaretimizde bu besmeleyi üç fincan kahve pişinceye dek süratle yazıp takdim eylemiş idi. Ali Alparslan Bey´in bilâhare elden geçirip Akademi´nin mütekâid hocalarından Rikkat Hanım´ın levhaya ikmâl eyledikleri bir hoş yâdigârdır.
Fâhire, İstanbul, 1974"
Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı.
Meali: "Kararını verdiğin zaman da artık Allah´a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever." (Âl-i İmrân sûresi 159. âyet)
Hasan Çelebi, Erzurum Oltu doğumludur.
Küçük yaşta hâfız oldu. Halim Özyazıcı´dan hüsnihat meşkine başladı. Halim Efendi vefat edince Hâmid Aytaç´tan ders almaya devam etti. Kemal Batanay´dan da talik öğrendi. 1970 ve 1975 yıllarında bu üstatlardan icazet aldı. 1987 yılında Kuba ve Kıbleteyen mescidlerinin yazılarını yenilemek maksadıyla Suudi Arabistan´a davet edildi. Yerli ve yabancı çok öğrenci yetiştirmiştir.
Küçük yaştan talik ve şikeste talik meşkine başladı. Türkiye´ye üniversite tahsili için geldiğinde farklı Türk hattatlarından ders ve icazetler aldı. Hasan Çelebi´den talik icazeti almıştır.
Hikyenin etrafında esmâü´l-hüsnâ (Allah´ın güzel isimleri) yazılıdır.
Kastamonu doğumludur.
Hüsnihatta lisedeyken Rafet Küllüoğlu´ndan rika dersi alarak başladı. Üniversite yıllarında Hasan Çelebi´den sülüs ve nesih meşkine başladı. 1998´de IRCICA´da düzenlenen törende icazet aldı. Muhittin Serin´den rika, Ali Alparslan´dan celî divanî meşk etti.
Halen hüsnihat dersi vermeye ve talebe yetiştirmeye devam ediyor.
Kastamonu doğumludur. Hüsnihatta lisedeyken Rafet Küllüoğlu´ndan rika dersi alarak başladı. Üniversite yıllarında Hasan Çelebi´den sülüs ve nesih meşkine başladı. 1998´de IRCICA´da düzenlenen törende icazet aldı. Muhittin Serin´den rika, Ali Alparslan´dan celî divanî meşk etti. Halen hüsnihat dersi vermeye ve talebe yetiştirmeye devam ediyor.
Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
*Sol kenarında rutubet kaynaklı pürüzlenme ve bükülme vardır.
Metinde, Vildan Faik bin İslam´ın icaze aldığı ilim ve hocalara dair silsileye başlamadan önce "Mevlânâ Mehmed Sâdık İbnüşşeyh İbrahim Edhem el-Buhârî" adı zikredilmiştir.
Ardınan Vildan Faik´in adı ve çeşitli ilimlerdeki silsileleri sıralanmış, Osmanlı ilim dünyasının mühim isimlerinin yer aldığı aklî ve naklî, aslî ve füruî, âlet, hadis ve tefsir ilmi gibi sahalardaki silsileleri sıralanmıştır.
Metnin sonuna da Vildan Faik kendi el yazısıyla not düşerek Arapça "Ben fakir hakir Vildan Faik bin İslam" yazıp mührünü basmıştır.
Türkistan´dan gelen dervişlerin kalması için inşa edilen Nakşibendi tekkesi olan Özbekler Tekkesi, Maraş valisi Abdullah Paşa tarafından yaptırılmıştır. Zamanla büyüyerek tam teşekküllü bir külliyeye dönüşen yapı, Osmanlı devletinin zirvesinin de teveccühüne mazhar olmuştur.
Hem Osmanlı döneminde hem de Kurtuluş Savaşı döneminde etkili olmuş önemli bir kuruluş olan tekkenin şeyhlerinden "Hezarfen" lakaplı İbrahim Edhem Efendi; inanç, kültür ve sanat tarihimizde hatırı sayılır bir yer edinmiştir.