X. SALON , 25.01.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Fotoğraflardan ikisinin arkasında "Şubat 1949", birinin arkasında "Frankfurt 1950" notu yer almaktadır. En küçük fotoğraf 7,5x7 cm, en büyük fotoğraf 8,5x12 cm boyutundadır.
Fotoğrafın yapıştırıldığı paspartunun arka yüzüne İhap Hulusi tarafından şu notlar düşülmüştür: "-Doğum tarihim pazartesi, sabah 9 (1/2), 1898. -Resim, 1985 günü akşam çekildi." Çerçeve kartonuna ise yine kendisi tarafından "İhap Hulusi Görey - 28 Kasım 1985" notu düşülmüştür. Fotoğraf; ön yüzü, paspartunun arka yüzü ve çerçeve kartonu olmak üzere toplamda dört kez imzalanmıştır.
Sağlığında kendisine pek fazla bir ün ve para getirmeyen resimleri, şimdi milyonlara satılan Fikret Mualla, hiçbir akımdan etkilenmeyen, hiç kimseye benzemeyen özgün tarzıyla olduğu kadar; parasızlık, ilgisizlik ve sıkıntılarla geçen, zaman zaman yolu akıl hastanesine uğrayan çalkantılı ve bohem yaşamıyla da efsaneleşen bir ressamdı. Müzayedeye sunulan fotoğrafın arkası, ressam tarafından "Göztepe 1936 yazı" ibaresiyle imzalanmış.
Kimisini ileri düzeyde, kimisiniyse okuyup yazıp anlayacak kadar olmak üzere toplam sekiz dil bilen; 19. yüzyılın ikinci yarısında Türk kadın şairler arasında en üretken isimlerden biri olarak öne çıkan Şair Nigâr Hanım, dönemin kibar aleminin en seçkin simalarından biriydi. *Fotoğrafın sol bölümünde hafif aşınmalar meydana gelmiştir.
Fotoğrafın arka yüzünde Rıza Tevfik´in kızı Munise Hanım´a hitaben kaleme aldığı ıslak imzalı İngilizce not yer almaktadır: "My dear Mounisse Rıza, Here we are! You see Master Said is a jolly good fellow, he sends you his best compliments. Dr. Rıza Tevfik / Mounisse Rıza - Consple College Arnaout-Keuy Constantinople, Turkey (Sevgili Munise Rıza, İşte buradayız! Görüyorsun, Usta Said çok neşeli bir adam; sana en iyi selamlarını gönderiyor...)"
"Bab-ı Ali Caddesi´nde Kanaat Kütüphanesi sahibi İlyas Efendiye; Azizim İlyas Efendi, Ben yarın erkenden Karamürsel´e gidiyorum. Nihayet beş gün kalır gelirim. Orada üç tane efendiden dostum var ki bana her sene iyi zeytinyağı ve erzak gönderirler ve ucuz gönderirler. Bunlardan haber aldım; erzak işini temin için gidiyorum. Bana para gönderiniz; hesabı gelince yaparız. İki tane daha Hamitname gönderiniz; onlara vereceğim. Sana da zeytinyağı vesaire lazım olursa kitabın parasını on defa çıkarırız. Baki selam. Bu mektubumu getiren hanıma ne verecekseniz teslim ediniz. Selam."
Servet-i Fünun’la başladığı şairlik hayatını, 1911 yılından itibaren Milli Edebiyat akımı doğrultusunda sürdüren Celal Sahir´in "Muhterem Akşam gazetesine." ithafıyla imzaladığı fotoğrafı...
Nihal Atsız´ın, henüz "Atsız" soyadını almadan önce "Tevfik Bey" hitabıyla bir dostuna (muhtemelen geleceğin DP´li Bakanı Tevfik İleri´ye) imzaladığı gençlik fotoğrafı... "Kardeşim Tevfik Beye Malatyadan bir selâm, Nihâl, 28 Nisan 1933 - Malatya"
Ali Ekrem Bolayır, mektupların hepsini Refik isimli bir arkadaşına göndermiştir. Mektuplar Ali Ekrem Bolayır'ın; liselerde edebiyat derslerinde okutulması için hazırladığı bir kitap, arkadaşının yeni girdiği işin tebriki, parasızlık nedeniyle istediği borç, Maltepe Askeri Lisesi'ndeki öğretmenliği ve arkadaşına gönderdiği fotoğraf hakkındadır. Mektupların tamamı 1926 senesinde kaleme alınmış ve fotoğrafta dahil her biri Ali Ekrem Bolayır'dan ithaflı ve imzalıdır.
Darü´l-Hikmeti´l-İslâmiyye antetli kâğıt üzerine kaleme alınan evrak, öğrencilerin ders saatlerinin öğleye kadarla sınırlı tutulup geri kalan vakitlerinin okumayla geçirilmesi hakkında kaleme alınmıştır.
Raif Necdet (Kestelli), Sofya´da esir bulunduğu günlerde kaleme aldığı Birinci Balkan Harbi´ni ve savaşın halk üzerindeki etkisini konu alan "Uful" adlı romanının bir nüshasını, mektuptan anlaşılacalağı üzere, Recaizade Mahmut Ekrem´e sunmuştur. Recaizade eseri çok beğendiğini şu sözlerle ifade etmiştir:
´"Aziz ve Muhterem Beyefendi Hazretleri,
Nam-ı hakiraneme tahsis ve bir cümle-i taltif ile tevşih buyurduğunuz "Ufûl"ü minnetler, mefharetlerle aldım ve hemen mütalaasına başladım. Kariha-i garranızın bu yeni ve emsalsiz mahsul-i güzinini asar-ı mütekadime-i edibaneniz gibi ve hatta bazı cihetlerle ifade-i faik bir mertebe-i kemalde buldum. (...) Eseriniz hem tarihi, hem içtimai, hem askeri, hem edebi fevaidi cami´ bir şaheserdir..."
Türk fikir hayatının önemli isimlerinden Nurettin Topçu, arkadaşı Fikret Arık´a samimi bir dille, Türkiye´deki eğitim anlayışı, Avrupa´daki sanat, ahlak anlayışı ve yaşantı ile din konusundaki görüşlerinden bahsetmiştir. Mektubunda eğitim sistemi hakkında "Büyük sanayi usulüyle makineden topyekün talebe çıkarıyorum. Kitaplarını düşünmeyeni ilerde memuriyet hakkından mahrum edici bir zabıta vazifesi görüyorum. Dünyanın en zalim vasıtası olan kitaplarla en insafsız ruh mahpusu olan mekteplere samimi duygularımı affettirmek için çile-i kefaret ödüyorum." sözlerini sarf etmiştir. Mektubun devamında Avrupa hakkında şunları söylemiştir: "Ah şu Avrupa bir batsa Fikret! İlmin, sanatın, adaletin, ahlakın, hayat şartlarının, hatta insan ruhunun gerçek ve doğru olanını bundan sonra güneşe karşı dünyaya çıkarmak kabil olacak zannediyorum." Nurettin Topçu fikirlerini dile getirdiği mektubunun sonlarında din ve İslam meselesi hakkında da şunları yazmıştır: "Yeni bir din kurmaktan bahsetmek istemem. Zira ben İslam dinini kabul ettim. Fakat İslam´ın neşriyat ve mezahibini değiştirirek, felsefemizle onu kalpten görmeye çalışarak yeni bir ruhla ayaklandırsak acaba böyle bir temsil üzerine bir cemaat, bir ümmet binası kuramaz mıyız?"
"Azizim efendim,
Refakat-ı tahririyeniz bizim için mücib-i şereftir. Fakat Tanin´de görülen ilan Şehbal İdarehanesi içindi. Bir gazetenin maddiyat cihetini de düşünmek mecburiyeti maalesef bizi ma´din-i tahririye heyetini arzumuz derecesinde tevsitten men etmektedir. Bu vesile ile hakkımızda gönderdiğiniz eser-i .. ve muhabbete teşekkür ederek arz-ı ihtiramat eylerim efendim."
"Sevgili kardeşim Abdülkadir,
Vedam-ı ziyaretinizde evde bulunmadığınıza çok üzüldüm. Bıraktığın makale cidden güzel. Tasvir-i Efkar onu Cumhuriyet Bayramı nüshasında neşredecekti; fakat öyle bir yazı kalabalığı vardı ki münderacatın, hatta değerli kısımlarından bile yarısını feda etmek lüzumu hasıl oldu. Makalen zamanı geçmeden neşredilecek, sana o nüshadan göndereceğim. Zonguldak´ta Aydın Bey´in müsbet ve iyi intibalara da çok memnun oldum. Orada seni iyi karşılamış ve şimdiden sevmeye başlamış olmalarına hayret etmem. Seninle kıymet bilen insanlar arasındaki münasebetin ezeli ve ebedi kaderi budur. Senin dost ve insan kalbini daima sitayişle yad eden Nebahat ve senin hakkında bizim gibi düşünmeye namzet... Nebahat hararetli selamlarını buraya ilave edilmesini rica etti. Ben de senin gözlerini öperim. Cumhuriyet Bayramını tebrik ederim, aziz kardeşim Abdülkadir.
Hamiş: Bu mektubu sana yollamadan evvel gazeteye uğradım. Makalenin pek uzun oluduğunu ve kısaltmak mümkün olup olmadığını sordular. Ben ... kısmı çıkarmayı düşündüm, hatta üstünü kurşun kalemle çizdim. Fakat sonra gördüm ki makale sakatlanıyor. Bu şekilde intişarına gönlüm razı olmadı. Yazıyı sana gönderiyorum. Eğer yazıya bakıp kısaltıp bana gönderirsen gazetede çıkar. Olmazsa müthiş bir kıtlığının zaruretini kabul ve teslim ederek bana hak vereceğini umarım. Emin ol ki makaleni çok bekledim. Fakat tamamıyla fiziki bir zarurete boyun eğmek mecburiyetindeyiz. Kısaltabilir ve çabuk yollarsan mesele biter."
Ruhi Su´nun kurduğu Dostlar Korosu tarafından 1978 yılında yayımlanan "Semahlar" albümünün, Ruhi Su´dan Fikret Otyam´a imzalı plağı... Plağın orijinal muhafazası 9 Ocak 1979 tarihinde Ruhi Su tarafından "Sevgili Fikret Otyam´a." ithafıyla imzalanmıştır. Plağın üzerindeyse yine Ruhi Su´nun imzası yer almaktadır.
"Sevgili kardeşim Necati´ye hasretle" ithafıyla, 26 Kasım 1956 tarihinde imzalanmıştır. 9., 10. ve son sayfalarda, Necati Cumalı´nın kitabı ilgiyle okuduğunu gösteren okuma notları yer almaktadır. Oktay Rifat kitabında, bir dili kullanmanın, kelimelerin zihinde uyandırdığı görüntülerin yardımıyla bir şey anlatmak demek olduğunu iddia etmiş; "Bir sözün anlamı, çoğu zaman o sözün gözümüzün önüne getirdiği görüntüden başka bir şey değildir." ifadesi ve "Ahmet yürürken düştü sözünde olduğu gibi. Yürürken düşen Ahmet´in görüntüsü bu sözün anlamıdır." örneğiyle iddiasını pekiştirmiştir. İlgili satırların altını çizen Necati Cumalı ise kenar boşluğuna bu görüşe karşı uzun bir açıklama notu düşmüştür. Cumalı, notuna; "Ahmet yürürken düştü" örneğini düzelterek başlar: "1) "Ahmet yürürken düştü sözü değil sözleridir. Ayrı ayrı Ahmeti, yürüdüğünü, düştüğünü hatıra getirir..." Cumalı, kitabın sonuna da üç maddelik bir not kaleme almış; "Kişilik sahibi üç beş şair var bizde, bu şiirlerin yarım yamalak anlaşılması, taklidi, nereye götürür bizi? Şüphesiz taklidi hemen yayılacaktır..." maddesiyle başladığı yazısının devamında, bütünden yoksun olan "taklit" şiirlerin ne derece güzel olabileceğini sorgulamıştır. Resimler: Rasih Güran - Kapak kompozisyonu: Oktay Rifat
"Ankara, 18 Mayıs 60. Kardeşim, ´Çivi Yazısı´ için yazmış olduğunuz yazı için önce teşekkür ederiz. Eleştirilerini, hep büyük sanatçılar için yapan sizin gibi bir eleştirmen için bana gösterdiğiniz bu ilgi beni gerçekten sevindirdi. (Bundan, Çivi Yazısını, lehine, sevdiğinizi çıkarmıyorum. Sizin bir yazınızı hatırlıyorum; Günaydın Yeryüzü´nü daha bir sevmiştiniz. Bunu düşünerek diyorum.) Bir şeye daha sevindim: Yazınızın bir yerinde kitabımdaki ilk Rondo ile Alfe Suyu, Bâbil baladlarımın anlamlarının açık olduğunu söylüyorsunuz. Oysa gerek İstanbul´da gerekse buradaki tanınmış ozanlar, eleştirmenler o üç şiiri bana anlamadıklarını söylediler. Yine aynı sanatçıların yakında yayınlanacak olan yanıtları hep anlamadık şeklinde. Sizden ricam; o üç şiirden ne anladığınızı bana yazmanızdır. Bunu, bana yazıp göndermek istemezseniz, hiç olmazsa, yorumunuzu yayınlamaktan çekinmezsiniz sanırım. Her iki şekildeki cevabınız beni son derece sevindirecektir. Saygılarımla, İlhan Berk"
Dolma kalem: 18K M uç. Orijinal Çin lake "Black". Altın kaplama metal gövde, kapak ve kaplamalar. İçinde kartuş yer almakta (boş); buna ilaveten mürekkep pompası mevcut... Tükenmez kalem sorunsuz yazmaktadır. Her iki kalem -ve mürekkep pompası- üç gözlü "Cantaş" marka deri kalem kılıfı içinde muhafaza edilmektedir. *Tükenmez kalemin cep klipsinde kararma meydana gelmiştir.
Laque de Chine (Çin Lak) kaplamalı özel seriden. Sertifika ve belgelerinin de bulunduğu orijinal kutusunda. Sorunsuz çalışmakta. *Birkaç noktasında mikro çizik ve aşınmalar görülebilir. Kutu ölçüsü: 6,5x9 cm...
Ön yüz: Carl Benz / 1844-1929 - 100 Jahre Motoren aus Mannheim MWM. Arka yüz: In der Sylvesternacht 1879/80 lief der erste von Carl Benz gebaute Gasmotor. Çap 2,5 cm. Orijinal kutusunda. *Kutusunda yıpranmalar meydana gelmiştir.