X. SALON , 25.01.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Eser Kazasker Mustafa İzzet Efendi´nin Ayasofya-i Kebir Cami´sindeki devasa hat levhalarından "Hüseyin Radıyallahu anh" levhası ile ufak farklar olmakla beraber neredeyse aynı istiftir.
Anlamı: "Bağına girdiğin zaman, ´Maşaallah, Allah´tan başka kuvvet yoktur´ demen gerekmez miydi?" (Kehf Sûresi 39. âyet).
Şefik Bey, İstanbul Beşiktaş´ta doğdu. Erken yaşta hat meşkine başladı. Önce Ali Vasfî Efendi´den, sonra Kazasker İzzet Efendi´den hat meşk etti. 16 yaşında icazet aldı. Padişah tarafından bizzat yazı istenen bir hattattı. Bursa Ulu Cami yazılarının tamiri ve yeni yazılarda da görevlendirildi. Kabri Yahya Efendi haziresindedir.
* Yazının baş kısmı, mahir bir hattat tarafından sonradan tamamlanmış, diğer kısımlar da restore edilmiştir. Kağıdın altında ve sol tarafında kırılma izleri vardır. Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
Okunuşu: "Yâ müfettiha´l-ebvâb iftâh lenâ hayra´l-bâb."
Anlamı: "Ey kapıları açan! Bize en hayırlı kapıyı aç."
Ketebe kısmında yazan beyit: "Yâ ilâhî eyle tevfîkin refîk / Abd-i mücrimim ismim Ömer Fâik."
Kürekçioğlu Alî Efendi’nin oğlu olarak, H. 1271/M. 1855'te Ayasofya civârında Yerebatan Mahâllesi’nde doğdu. Şumnulu Ömer Rüşdî Efendi’den sülüs ve nesih, Bahrî Efendi’den de ta’lik meşketmeğe başladı. H. 1288/M. 1871 tarihinde icâzet aldı.
Merasime katılanlar arasnda bulunan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin tavsiyesiyle Şefîk Bey’e devam etmeğe başlayıp sekiz sene de ondan istifâde ile sülüs, nesih ve sülüs celîsinde tekemmüle erişen Ömer Fâ’ik Efendi, ilk yazı hocası Ömer Rüşdî Efendi’nin vefâtı üzerine Bâlâ Süleyman Ağa Mektebi’nin yazı hocalığını üstlenmiş, bilâhare başka mekteblerde de görev almıştır. Kısa bir hastalığın ardından H. 20 Cum‘ade’l-âhire 1337/M. 23 Mart 1919 tarihinde vefât etmiştir. Senelerce hizmette bulunduğu Bâlâ Tekkesi kabristânında medfûndur.
Eserin içeriği:
Ahmed Efendi´nin oğlu Mehmed Kâmil´in doğumuna düşülen tarih:
"Mâşâallah
Eyledi Ahmed Efendi´yi Hüdâ,
Feyz-i lütfiyle ´kemâl´ine nâil,
Verdi bir necl-i saadet tev´em,
Ola ikbâline irfân kâfil,
Geldi bir şevk ile târihi fuâd,
Gün gibi doğdu Mehmed Kâmil."
Alt satırda "2 Şubat 1319" ve "1320 17 Muharrem" tarihleri yazılıdır.
Cetvelin altında "Dersaadet yâdigâr-ı Karaburunlu Hâfız Mehmed Emin" yazılıdır.
Eser eski dönem ahşap üzerine murakkalanan hilye-i şeriflerdendir.
*Hilyenin etek bölümünde alttan 3. satırda 1-2 kelimede silinme mevcuttur. Görselleri inceleyerek pey veriniz.
Kadızâde Mustafa Çorum´da doğdu. Babası kadı olduğundan "kadızâde" lakabıyla anılırdı. Hocalık ve hattatlığı aynı anda sürdüren üretken bir hattattı. Hüsnihattın inceliklerine vâkıf bir müstensih olduğu eserlerinden anlaşılan bir sanatkârdır.
Okunuşu: "Gülşende okur güllere bülbül bunu her bar / Yâ gülşeni, yâ rûşeni, yâ Ahmed-i Muhtar."
Mahmud Celaleddin Efendi Dağıstan doğumludur. Ailesiyle gelip İstanbul´a yerleşti. Dik başlı olduğu için hocaları tarafından hep reddedilmiştir. Kendi kendine çalışarak Hafız Osman ve Şeyh Hamdullah´ın eserlerinden çok faydalanmıştır. Sülüs ve nesihte kendine has bir tarza sahipti. Tüm ömrünü hüsnühatta vakfetmiştir.
*Kâğıtta yer yer dökülmeler vardır. 2. satırın başına eski dönem kâğıt tamiri ve yazı tamamlama mevcuttur. Görselleri inceleyerek pey veriniz.
Okunuşu: "Seyyidu´l-kavmi hadimuhum"
Anlamı: "Bir kavmin efendisi onlara hizmet edendir"
*kondisyon notu: Eserin genel olarak kondisyonu iyi olmakla beraber üst orta kısmında elif harfinin sonuna dahil olan küçük bir kağıt tamiri vardır. görselleri inceleyerek pey veriniz.
Anlamı: "Ruhu en çok daraltan şey üzüntünün yutulmasıdır.
Allah´ın dinimi ve imanımı sana emanet ediyorum. Onları hayatımda ve ölümümden sonra muhafaza eyle."
Hüseyin Keşfî Erzurum doğumludur. İstanbul'da Mekteb-i Tıbbiye'de tahsil görürken Kazasker İzzet Efendi'den aklâm-ı sitte meşkediyordu. Mezun olduktan sonra hekimlikle birlikte hüsnihatta da devam etmiştir.
Sülüs yazılarda Arapça olarak Hazreti Ali´nin ve ünlü hattat Yâkut el-Musta´sımî´nin hüsnihatta dair vecizeleri, nesih kısımlarda hadis-i şerifler yazılıdır.
Anlamları:
1. varak: "Size hüsnihat gerekir. Çünkü hat rızkın anahtarlarındandır."
2. varak: "Hat rûhâni bir hendesedir, cismâni âletle tezâhür etmiştir." ve "Hat fakire mal, zengine güzelliktir."
Osmanlı dönemi bir hattat tarafından yazılan muhtelif sülüs- nesih hurufat ve mürekkabat meşkleridir. Yakın dönemde murakka, ebru ve cildi yapılmıştır. Cildin şemselerinin içine Ayasofya ve Sarayburnu minyatürü nakşedilmiştir.
Okunuşu:
"Bir kimse değil sırr-ı kaderden âgâh,
Mani de mu´tî de Cenâb-ı Allah,
Lazımsa da esbâba gönül râbıt etmem,
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah."
Okunuşu: "Döndüm dolaştım ben gurbet ellerde / Dünyaya çakmağa yol bulamadım / Bahçelerde gördüm bir çok gülleri / Sevdiğime benzer gül bulamadım." (Karacaoğlan).
Mehmed Elif Efendi İstanbul Sütlüce doğumludur. Babası Hasırîzâde Dergahı şeyhi Mevlevî Ahmed Muhtar Efendi'dir. Önce babasından talik meşketti. Aynı yazıda Mehmed Zeki Dedeefendi'den ve Râkım Efendi'den de ders aldı. Mutasavvıf, âlim ve hattat kişiliğinin yanında iyi de bir mimardı.
Türk eğitim tarihinin önemli isimlerinden İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İstanbul´da doğdu. 1913 yılında Darülfünun´da pedagoji dersleri vermeye başladı. 7. ve 8. dönemlerde milletvekili seçildi (1943-50). Çok eser veren, eğitim ve sosyal bilimlere oldukça ilgili bir şahsiyetti.
Namlu kısmında Süheyl Ünver'in şeyhi mutasavvıf şair Mecdi Tolun´a ait "Yanar elbette sahn-ı sinesinde âteş-i sevdâ / Nigâhımdan çıkan bir şule kalb-i yâre düşmüşdür" beyti yazılıdır.
Kabza kısmında Arapça olarak "Mecdî Hazret´in ´en değersiz´ hizmetçilerinden Süheyl yazdı ve resmetti" yazılıdır.
Baş ve ayak kısımlarında 1-2-3-4 şeklinde numaralandırılmış olarak "Sıhhat ile dâim ol, Rahat ile nâim ol, İsmet ile dâim ol, Görme cevr-i feleği" dörtlüğü yazılıdır.
4. dizenin altına "Süheyl" ketebesi yazılmış, 2. dizenin altına da "Süheyl 1340" şeklinde imza atılmıştır.
Abdülkadir Geylânî'nin torunu Abdülkerim Geylânî'nin "Kasîde-i Ayniye" eserinin tercümesi. Kaside metni kırmızı mürekkepli nesih yazıyla, tercüme de siyah mürekkepli rika yazıyladır. Eser önce metin, ardından inceleme, sonra da tercüme bölümleri şeklinde yazılmıştır. Tercüme, 8 Teşrîn-i Evvel 1938 tarihinde başlayıp 24 Haziran 1939 tarihinde bitmiştir. Eserin sonuna aynı kasideye şerh yazan Abdülgani Nablusî'nin (v.1731) kendi eserinin sonuna eklediği dua bir açıklama ile ilave edilmiştir. Eseri istinsah eden Yazgan, 1359 (m. 1940) tarihini düşmüştür. Eser başında Abdülkerim el-Cîlî'nin nisbesi "Geylânî" olarak yazılmıştır.
Çok yönlü bir insan olan Abdülaziz Mecdi Efendi; mutasavvıf, âlim, şair, siyasetçi olarak tanınmıştır. Balıkesir doğumludur. 1923-24 yıllarında Şer'iyye ve Evkâf Vekâleti müsteşarlığı yapmıştır. 2. Meşrutiyet'in ilanından sonraki ilk mecliste Karesi Mebusu seçildi. İttihat Terakkî içindeki muhafazakâr muhalefet grubu olan Hizb-i Cedid üyelerindendi. 1913 yılında gittiği Mısır'da 6 sene kaldı. 1920 seçimlerinde tekrar meclise girerek 2. reis vekilliği yaptı. Cumhuriyet'in ilanından sonra resmî yahut özel hiçbir görevi kabul etmeyerek İstanbul'a yerleşti. Çoğunluğu İBB Atatürk Kitapığı'nda korunan elif ve tercüme birçok eseri vardır. Burada vefatına kadar eser yazarak ve çevresine dinî ve tasavvufî sohbetler ederek yaşadı. Kâdirî tarikatına mensup olan Mecdi Efendi; bu döneminde inanç, kültür ve sanat sahasındaki belirli önemli şahsiyetlerle düzenli görüşerek onlarda derin tesir sahibi olmuştur.
16. yüzyılın şeyhülislamlarından Fenârîzâde Muhyiddin (v.1548), meşhur Molla Kâbız vakasında yetersiz görülmesi sebebiyle Pargalı İbrahim Paşa´nın azarlanmasıyla tanınmıştır.
Fetvalarda padişah emrine sövmek, beşik kertmeliği, gemi ortaklığı, ev basma, iftira, vakfa mal bağışlama, zorla everme, sözünde durma gibi konular sorulmuştur. Bir fetvada "Sana emrim var" diyene söven kişi "Padişah emrine sövme" iddiasıyla dava edilir ve davalı "Ben padişaha değil sana sövdüm" derse ne gerekeceği sorulmuştur. Padişah emrine hakaretin ceza (te´dib) gerektirdiği, fakat sözüne güvenilir olduğu doğrulanırsa bu kişinin cezalandırılmayacağı fetvası verilmiştir.
"Fetâvâ-yı Hâmidiye" eseriyle tanınan Hâmid Efendi, uzun süre Rumeli Kazaskerliği yapmıştır. Kânûnî ve 2. Selim devrinin önde gelen ilmiye simalarındandı.
Fetvalarda iftira, vakıf mülkünün devri, zorla para alma, cinayet iftirası, mülke izinsiz girme gibi konular sorulmuştur.
Bir fetvada bahçeye izinsiz giren keçinin mülk sahibinin eşi tarafından dövülmesine dair fetva istenmiştir. Bahçe sahibinin eşi keçiyi dövmüş, keçi sahibi de tarlaya izinsiz girerek keçiyi kurtarmıştır. Daha sonra kadının keçi sahibini karalamaya devam etse, sonra da mahkemeye verse davalının cezalandırılıp cezalandırılmayacağı sorulmuştur.
Sultan 3. Murad´ın şeyhülislamı Bayramzâde Zekeriya Efendi, kısa görev süresince devlet içi meselelere yaklaşımıyla takdir görmüştür. Meşhur şeyhülislam Yahya Efendi´nin babasıdır.
Fetvalarda sipahi izni olmadan tasarrufu el değiştiren arazinin hükmü, bir de hükmü beğenmeyip başka mahkemeye başvurmanın neticesi sorulmuştur. Bu açıdan Osmanlı hukuk sistemine ve arazi hukukuna dair ilginç iki evraktır.
Haçova Savaşında meydanı terk etmek üzere olan padişahın atını durdurarak askerin maneviyatının toparlanmasında büyük payı olan Hoca Sadeddin Efendi´nin fetvaları.
İki padişahın hocası olmakla da tanınır: 3. Murad ve 3. Mehmed´in şehzadeliklerinde hocalığını yapmıştır. Ünlü tarih eseri Tâcü´t-Tevârih´in müellifidir.
Fetvada borç ve ticaret hukukuna dair bir mesele sorulmuştur.
Vefat eden bir kadının terekesine dair fetva. Soru kısmında kadın ölünce kocasının çocukları terk ettiği, kadının mirasının tamanının çocuklarına pay edilip edilmeyeceği ve kaçar pay verileceği sorulmuştur. Mustafa Sabri Efendi tüm mirasın çocuklara pay edilebileceği fetvasını vermiştir.
Osmanlı renkli taş baskı.
"70 şube, 4 kapı 40 makam" üzerinden imanı açıklayan Osmanlıca-Arapça metin. Ortasında iman ağacını temsilen hurma ağacı (nahl) çizimi vardır. Ağaçta kalbin durumu ve imanın amelde, ilimde ve kalpteki gerekleri listelenmiştir. Ağacın kökünde yazan "tasdik" imanı oluşturan en temel unsurdur. Kenarlardaki dört bölümde 10´ardan 40 kapı açıklanmıştır. Kapılar "şeriat, tarikat, hakikat ve marifet"ten müteşekkildir. Üstteki kemerdeki başlıkta şu yazılıdır: "İşbu mersûm olan şecere-i nahliyeye şebih Şecere-i Îmân ve semeresi olan yetmiş dokuz şubesi ve onu muhâfız olur. Şol ebvâb-ı erbaa-i ilâhiye ki şeriat ve tarikat ve hakikat ve marifetdir; ve her yerinde on makam, mecmûu kırk makam olur. Câmiu´l-Usûl kitab[ın]da tafsîli kırk bine bâliğ olur. Hattâ beyne´l-ekâbir makbul ve mergub ´hey´etü´l-kalb´ ismiyle müsemmâ bir levha-i acîbedir."
Kabe ve önemli mescidlerin resminin olduğu Arapça hac ve umre yapma belgesi. Alttaki beyaz kutuda hac ve umre için tarih, kişi ve şahitler için boşluk bırakılmıştır. Belgeyi alan kişinin ihrama girerek haccın farz, vacib, sünnet ve hükümlerini yerine getirdiği, sonra umreye de katıldığı bilgisi hazır olarak yazılıdır. Belge tamamen Arapçadır. En üstte "Bedel ani´l-Gayr" yani "Başkası Yerine Hac" başlığı vardır. Buradan belgenin vekâleten hacca gelenler için olduğu anlaşılıyor. Başlığın altında mihraplara yazılan iki âyetten biri olan "(Namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir!" mealindeki Bakara 149. âyeti yazılıdır.
Altta sırayla Mescid-i Nebevî, Cebelürrahmet, Meş´ar-i Haram, Mescid-i Hayf, Mescid-i Ten´im ve Mescid-i Aksa vardır.
En altta ortada "Mekke´de Abdullah Feda Kitapçısından ve çocuklarından isteyiniz, tüm hakları mahfuz ve tescillidir." ibaresi yazılıdır.
Mescid-i Nebevînin Mecidiye ve Aziziye minarelerinin olduğu cephesini surlara kadar gösteren krokidir. Çizimde, günümüzde halen bulunmayan-bulunmayan yapılar görülmektedir. Bu yapılardan bazıları şunlardır: Özbek Medresesi, Hint Ribatı, Hazîne-i Celîle-i Hazreti Nebevî Dâiresi, Hâfız Behram Ağa gibi dönemin idareci zatlarının şahsi arsaları... Yapı ve arsalar türlerine göre renklendirilmiştir.
1904 yılında ulaşılan Maan ile Hayfa arasındaki hattın açılışı için seyahat eden heyetin güzergâhının fotoğrafları. Açılış törenindeki yüksek rütbeli yetkililerin ve geçit yürüyüşünün fotoğrafları yanında yöreden canlı manzaralar da fotoğraflanmıştır. Bir karede uzaklaşan trenin arkasından gülüşerek koşuşan yerli halk görülüyor. Bugün Ürdün'de kalan Maan ile Filistin'deki Hayfa Limanı arasındaki hat, bölgenin zenginliği ve Osmanlı ordusunun lojistiği için hayatî önemdeydi. Maan-Hayfa arası hat 1904-1905 yılında tamamlanmıştır. Hicaz Demiryolu'nun resmî açılışı 1908 yılında bizzat Sultan Abdülhamid tarafından yapılmıştır. Buradaki hattın yerel açılış töreni bu tarihten önce olmalıdır.
Yanlardan iki deri kulplu, tokalı ve arkadan iki deri kemerli. Ön yüzünde üreticisi, imal tarihi, seri numarası elle işlenmiştir. Son iki satırda kısa bir dize yazılıdır.
Okunuşu: "Numara/186,
Amel-i Hacı Ali Ayntâbî,
Üstâd-ı âcizâne-i şehir / Kanberoğlu demekle müştehir."
Defterdarlık katiplerinden Ayasofyalı Seyyid Mustafa Sadeddin´den boşalan dörtte bir kıratlık feraşet görevine Hacı Mehmed Emin´in atandığını bildiren belge. Kırmızı mürekkepli yazıda "Merhum Musa Efendizâde Hâfız Şeyh Ahmed Efendi" yazılıdır.
Mühürde de arapça olarak "Mescid-i Nebevî´de şeyhülferrâşîn olan Ahmed Berrîzâde" adı yazılıdır.
Kenarında ve bir yüzünde "Mehmed Rüşdî" imzası vardır. Bir yüzünde aylar ve burçlarının olduğu daire, her iki yüzünde de Kuzey ve Güney (Cenub ve Şimal) burçlarının nasıl ölçüleceğine dair bilgiler veren daireler vardır.
Zaman ve yön tayininde yararlanılan gözlem, ölçü ve hesap aleti rubu tahtası, Batlamyus´un yüksekliklerin ölçülmesi için öngördüğü büyük çaplı duvar kadranlarından ilham alınarak İslam devri astronomları tarafından geliştirilmiş ve daha çok namaz vakitlerini belirlemek isteyen muvakkitler tarafından kullanılmıştır.
Düşmanların dilini bağlama, kötülüklerden korunma ve şifa içerikli havaslar içeren tılsımlı gömlek.
Ön yüzünde muhafaza maksatlı vefkler, şifa maksatlı dua ve âyetler yazılıdır. Vefk ve dualarda Esma-i Hüsna, Âyetelkürsî, dört büyük melek, çeşitli güç ve özelliklere sahip meleklerin ve cinlerin adları yazılıdır.
Gömleğin sağ göğsünde baş aşağı şekilde şu ifadeler yazılmıştır: "Eûzu bismillah birle bağladım. Hasımlar dilin bağladım. Düşmanlar dilin bağladım. Yerler ve gökler hakkıçün bağladım. Aylar ve günler hakkıçün bağladım. (...) Gece ve gündüz hakkıçün bağladım. Yıldızlar hakkıçün bağladım. İncil ve Zebur ve Tevrat ve Kur´ân hakkıçün cemî-i mahlûkâtın ağız (...) ve dilini bağladım."
Seyyid Ahmed ile başlayıp Hz. Muhammed'e (s.a.v) kadar ulaşan tanıklı ve mühürlü seyyid şeceresi. Şecere, baş (soy ağacının son halkası) kısmında üç şahit tarafından ıslak imzalı ve mühürlüdür. Esad Sıddıkî, Süleyman Mahâsinî, Seyyid Hamza Aclânî tarafından imzalanıp mühürlenmiştir. Aclânî'nin imzasından Dimaşklı (Şam merkez) olduğu anlaşılıyor. Şecerenin sol üst kısmında Şeyhülislam Yahyâ Tevfik Efendi aslının sûreti olarak yazdığını belirtmiş ve mühürlemiştir.
Yahyâ Tevfik Efendi önce müderrislik yapmış, sonra kadılığa geçmiştir. Sırayla Selanik, Şam ve Mekke kadılığı yaptı. Sonra İstanbul'a atandı. Ardından önce Anadolu, sonra Rumeli kazaskeri oldu. 1791 yılında 3. Selim tarafından şeyhülislamlık makamına getirildi. Fen bilimlerine merakıyla tanınırdı. Göreve geldikten 13 gün sonra vefat etmiştir.
Her iki sandalyenin altında Viyana merkezli mobilya mağazası "Jacob & Josef Kohn"un mağaza etiketi mevcuttur. Minderin altında ise "Au Bon Marche" (Bonmarşe) etiketi yer almaktadır.