X. SALON , 25.01.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Prens Sabahattin´in beyannamesi "Aziz Vatandaşlar!" hitabıyla başlayıp, II. Meşrutiyet´in ilanını tebrik ile devam etmektedir. Beyannamenin devamındaysa Prens Sabahattin Adem-i Merkeziyetçilik ile alakalı şu sözleri kaleme almıştır, "İlk adım şüphesiz Mebusan Meclisi´ni açmak, can, mülk ve hukuk-ı saireyi tecavüzden kurtarmaktır. Onu müteakip ahaliyi yavaş yavaş idare-i hükümete teşrik yani hükümetle milleti birbirine muarız iki kuvvet olmaktan kurtarıp birleştirmek ciheti kalır ki bu da adem-i merkeziyetden başka bir şey değil!"
Lot içeriği:
1. Teşebbüs-i Şahsî ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında Bir İzah, M. Sabahaddin, Matbaa-i Kütübhane-i Cihan, 20 sayfa, 14x20 cm...
2. Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah, Prens Sabahaddin, 1324, Mahmud Bey Matbaası, 46 sayfa, 14x20 cm...
3. İttihad ve Terakki Cemiyetine Açık Mektublar. Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son Bir İzah, Prens Sabahaddin, 1327, Mahmud Bey Matbaası, 138 sayfa, 14x20 cm...
4. Son İzah Münasebetiyle Sabahaddin Bey Efendi´ye Açık Mektup, M. Fazıl Reşid, 1329, Matbaa-i Ebüzziya, 31 sayfa, 14x20 cm...
5. Türkiye Nasıl Kurtarılabilir, Prens Sabahaddin, 1334, Kader Matbaası, 104 sayfa, 12x18 cm...
6. Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?, Prens M. Sabahattin, 1950, Türkiye Yayınevi, 61 sayfa, 14x21 cm...
7. Beyanname-i Umumi, M. Sabahaddin, 15 sayfa, 13x20 cm...
8. "Sabahattin Bey´in Vicdan-ı Milliye Hitabı" manşetli Vakit gazetesinin 9 Şubat 1920 tarihli nüshası
9. Prens Sabahattin, Cavit Orhan Tütengil, 1954, İstanbul Matbaası, 72 sayfa, 16x23 cm...
1886 yılında nikahlanacağı Sultan II. Abdülhamid´i ölümüne kadar yalnız bırakmayan Müşfika Kadınefendi, Ayşe Sultan´ın annesidir. Sultan II. Abdülhamid´i ne saltanatının çalkantılı son demlerinde, ne de 31 Mart Vakası sonrası tahttan indirilip sürgün edileceği Selanik´te yalnız bırakmamıştır. 1912´de Balkan Harbi´nin başlamasıyla güvenlik sebebiyle yeniden İstanbul´a, Beylerbeyi Sarayı´na getirilen devrik padişaha buradaki son yıllarında da eşlik eden Müşfika Kadınefendi, sadakatle bağlandığı eşinin vefatının ardından saraydan ayrılarak mütevazı bir yaşam sürmüştür. 1924 yılındaki Hanedan sürgününde cariye kökenli olduğu için sürgün dışında tutulan Müşfika Kadınefendi, hanedan mensubu kızı Ayşe Sultan´ın Avrupa´ya sürgün edilmesine bağrına taş basarak şahitlik etmiştir... Lot içeriği: 1) Müşfika Kadınefendi tarafından Osmanlıca "Oğlum Cemil Bey´e yadigârımdır." ithafıyla imzalanmış, yine Osmanlıca "Müşfika" mühürlü BABAM ABDÜLHAMİD kitabı (yazar: Ayşe Osmanoğlu). 2) Müşfika Kadınefendi´nin vefatından bir sene önce (1960) çektirip, arka yüzüne "Yadigâr" notu düşerek imzaladığı bir stüdyo portre fotoğrafı (11x16,5 cm). 3) Müşfika Kadınefendi´nin küçük bir kız çocuğuyla görüldüğü enstantane fotoğraf (10,5x7,5 cm). 4) Müşfika Kadınefendi ile Ayşe Osmanoğlu´nun sürgün yıllarında oynadıkları domino takımı (orijinal ahşap kutusunda; 16,5x7,5x3,5 cm). 5) Ayşe Osmanoğlu´nun gençlik yıllarında çekilmiş stüdyo fotoğrafı. 6) Ayşe Osmanoğlu´nun sürgün yıllarında kendi elleriyle yaptığı oyuncak bebek (18x6,5 cm).
Üsküdar’da doğdu. Ravza-i Terakki Mektebi’nde Hasan Talat Bey’den rik’a, divani, celî divanî meşkederek icazet aldı. Onun yönlendirmesiyle Filibeli (Bakkal) Hacı Arif Efendi’den ders aldı. Sami Efendi’den talik ve sülüs-nesih icazeti aldı. Medresetü’l-Hattatîn’de Hacı Kamil Akdik´ten sülüs, Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer’den de celî sülüs ve tuğra meşketti. Süleymaniyede’ki Kanuni Sultan Süleyman Mektebi ile Bostancı ve Erenköy mekteblerinde rika dersleri verdi. Medresetü’l-Hattatîn’in devamı sayılan Hattat Mektebi’nde (1925) ve Şark Tezyînî Sanatlar Mektebi’nde (1929) ders vermeye devam etti.
Çiçekli ebruları geliştirip bir tarz haline getirdiği için bu tarz ebrunun mucidi kabul edilen Necmeddin Okyay´ın yol ebrusu olarak isimlendirilen bir eseri..
Mustafa Düzgünman´ın son dönem ebrularından... Üsküdar doğumludur. Babasının aktar dükkânı hattat ve mûsıkişinasların uğrak yeri olduğundan ince zevk sahibi olarak yetişti. Necmeddin Okyay´ın teşvikiyle Güzel Sanatlar akademisi´ne girdi. Okyay´dan cilt ve ebru sanatlarını öğrendi. Niyazi Sayın, Fuat Başar, Alparslan Babaoğlu gibi sanatçıların hocasıdır. Vefatına kadar baba mesleği aktarlığı sürdürmüştür.
Ebrunun arka tarafına Mustafa Düzgünman şu notu yazmış ve imzalamıştır: "Timuçin kardeşimizin bu ebrusu çok güzel olmuş, tebrik ederim. Artık kendisi ebrucu sayılır. (İmza) Mustafa, 1984"
Hüsnihat, tezhip ve minyatür sanatçısı Ömer Faruk Atabek; hattı Halim Özyazıcı´dan öğrenmiştir. Tezhip ve minyatürde de Muhsin Demironat ve Rikkat Kunt´tan ders almıştır. Yine Necmeddin Okyay, Şeref Akdik gibi mühim simalardan da istifade etmiştir.
Çift gelincik ve lale ebrusu...
Fuat Başar Erzurum´da doğdu. Asıl mesleği marangozluktu. Mahmud Yazır´ın Kalem Güzeli adlı eserini tanıyınca marangoz kalemiyle yazı meşkine başladı. Uğur Derman ile mektuplaşarak Hamid Aytaç´tan mektup yoluyla meşke başladı. Mustafa Düzgünman´dan da ebru öğrenmeye başladı. Uzaktan ilerleme kaydedemediğini görüp 1980 yılında okulu bıraktı. İstanbul´a yerleşti. O sene Hamid Aytaç´tan hüsnihat icazeti aldı. 1989´da Mustafa Düzgünman´dan ebru icazeti aldı.
Okunuşu: "Yâ Hazreti pîr Şâh-ı Nakşibendî Muhammed Bahâuddîn kaddasellahu sirrahû."
Mustafa Bekir Pekten, İstanbul Sirkeci῾de doğmuştur. Dedeleri Kayseri Beyinin sancaktarlarındandır. 1934 yılından itibaren içinde hüsnihatta karşı büyük ilgi duymuştur. Öğrenciyken rika dersleri almıştır. Sahaflarda, çeşitli cami ve evlerde gördüğü yazıları aynen yazmaya özendiği için hat sanatında ilerlemeye karar vermiştir. 1945 yılında Hattat Bahir Yesarî῾den talik meşk etmiştir. Devlet Güzel Sanatlar Akademisine konuk öğrenci olarak devam etmiş, hattat Halim Efendi῾den 1964῾den itibaren onun vefatına kadar sülüs, nesih, muhakkak, tevkii reyhanî, rika yani icazet yazısı da olmak üzere aklâm-ı sitte öğrenmek için 17 yıl ders almıştır.
Yazı yanında kağıt aharlamayı, mürekkep yapmayı, altın ezmeyi, yapıştırmayı, cetvel çekmeyi de öğrenmiştir. Barbaros türbesi kubbesinde, Irak῾ta ve birçok ülkede yazıları vardır. Hattat Necmeddin Okyay'dan talik ve sülüs celîsi öğrenmiştir.
Anlamı: "Hû, Allah´ım sen benim Rahmân´ımsın, senden ümidim affındır, isyânıma aldırma ve tüm eksiklerimi tamamla."
Bursalı Potirizade Mehmed Saadettin Efendi’nin hocası olduğu bilinmekte ve Bursalı hattatlar arasında zikredilmektedir. Yazı tavrı ve daha önce görülen yazılarının ketebesindeki “Tebrîzî” kaydından hareketle İran tarafından Osmanlı devrinde Bursa’ya geldiği ve talebe yetiştirdiği anlaşılmaktadır. Tahminen 1260-70 tarihlerinde Bursa’da vefat etmiştir.
Eser İmad el-Hasenî´nin meşhur mail kıtasının Hasan Rıza Efendi´nin oğlu Ahmed Süreyya Efendi tarafından takliden yazılan bir örneğidir. Talik meşk edenler icazet safhasına geldiklerinde genellikle İmad el-Hasenî´nin bu veya benzer kıtalarını takliden yazmaktadırlar. Eser bu geleneğin güzel bir örneğidir.
Anlamı: İrfânî mertebeye eren hevâ ve heves peşinde olur mu! / derdi olmayan sarhoşluğun keyfini nasıl anlar. / Nâmert kahramanlarla alay eder. / Mertliği anlamak için mert olmak gereklidir. ( Farsça aslı Ebu´l Hayr)
Okunuşu: "Ra´su´l hikmeti mehafetullah"
Anlamı: "Hikmetin başı Allah korkusudur"
Eserin ketebesinde Kamil Efendi Sami Efendi talebelerinden olduğunu belirtmiştir.
Hacı Kâmil Akdik´in oğlu ressam Şeref Akdik, önceleri hatla ilgilense de babasının yönlendirmesiyle resimde ilerlemiştir.
Yazıda Arapça olarak "Şeref bin Kâmil el-marûf bi-Reîsi´l-Hattâtîn, harrarahû el-fakîr el-hakîr Şeref Akdik" ve arkasında tekrar eden benzer cümleler yazılıdır.
Ali Alparslan'ın Türkçe, Farsça ve Rumca olarak 3 dilde yazmış olduğu meşhur "Bu da geçer ya Hu" levhasının karalamasıdır. Karalamada Türkçe ve Farsça meşkleri bulunur Rumca kısmı yoktur.
Hattat ve Türk edebiyatı profesörü Ali Alparslan Tekirdağ Çorlu doğumludur. Necmeddin Okyay'dan talik, Halim Özyazıcı'dan aklâm-ı sitte dersi almıştır. 1992 yılında emekliye ayrılıp Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Elsanatları Bölümü’nde Hat Sanatı Kürsüsü’nün başkanlığını yapmıştır. 24 Ocak 2006 tarihinde vefat etmiştir.
Hüseyin Kutlu Konya doğumludur. Hâmid Aytaç´tan sülüs-nesih, Uğur Derman´dan talik dersleri aldı. 1974 yılında Hâmid Aytaç´tan sülüs-nesih icazeti aldı.
Mehmed Memiş Çorum doğumludur. Üniversite yıllarında Konya´da Hüseyin Öksüz´den hüsnihat dersi aldı. İstanbula öğretmen olarak atanınca Hasan Çelebi´den ders alarak devam etti. Ali Alparslan´dan talik ve divânî meşk etti. 1992´de Hüseyin Konevî´den sülüs-nesih icazeti aldı.
Turan Sevgili Erzurum doğumludur. 1963 yılında Hâmid Aytaç´tan hüsnihat dersi almaya başladı. Ondan aklâm-ı sittede icazet aldı. 1981´de Bursa İlahiyat Fakültesi´nde bir süre hat hocalığı yaptı.
1986 yılında Rize’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Rize’de tamamladı. Küçük yaşlardan itibaren Hat sanatı ile ilgili olan sanatçımız, 2007 yılında ailesinin İstanbul’a taşınmasıyla beraber birçok tarihi eserde yer alan yazıları yakından inceleme imkânı buldu. Mehmet Memiş´ten rika, Fuat BAŞAR Hoca ile Sülüs, Nesih ve Talik yazı meşk etii. 2011 yılında Hattat Fuat BAŞAR ve Turan SEVGİLİ Hocalardan icazet aldı. Yurt içi ve yurt dışında nice karma sergide eserleri yer alan sanatkârın, birçok koleksiyoner, cami ve tekkede levhaları bulunmaktadır.
Hattat Ceyhun Oydem, 1974 yılında Manisa Akhisar῾da doğmuştur. Öğrenim hayatını İstanbul῾da tamamlamıştır. Hattat Hüseyin Kutlu'dan sülüs yazı meşketmiş ve 2001 yılında icazet almıştır.
Ahmet Koçak´ın ifadesiyle "Müselsel yazıya güncel bir yorum."
Ahmet Koçak, Elazığ doğumludur. 2001´de Davud Bektaş´tan sülüs-nesih, Ali Alparslan´dan talik derslerine başladı. 2007´de Davud Bektaş ve Hasan Çelebi´den sülüs ve nesihte icazet aldı.
Levent Karaduman, 1978´de Bartın´da doğmuştur. 1995 senesinde Hattat Fuat Başar´dan sülüs ve nesih yazı meşkine başlamış, 2003´de icâzet almıştır. Muhtelif kurumlarda hat hocalığı yapmış olan Karaduman´ın eserleri Türkiye´de ve yurtdışında birçok kez sergilenmiştir.
Fatiha Suresi yazılıdır.
Hüseyin Hüsnü Türkmen Trabzon doğumludur. Ali Alparslan´dan rika, divanî, celî divanî ve talik meşk ederek icazet aldı. Mahmut Öncü´den rika, Hüseyin Gündüz´den sülüs ve modern hat dersleri aldı. Fuat Başar´dan da sülüs-nesih icazeti aldı. Özçay kardeşlerle sülüs ve nesih meşk etti.
Yazı beyaz mürekkeple kırmızı zemin üzerine özel bir teknikle uygulanmıştır. Sanatçının meşhur istifinden sınırlı sayıda üreterek arz ettiği eserlerdendir.
Eserde, Kazım Karabekir'in yazıp bestelediği Türk Yılmaz Marşı'nın nakarat beyiti yazılıdır: "Cihan yıkılsa Türk yılmaz!"
Anka kuşu ile ejderhanın savaşının gösteren minyatür.
Nakkaş ve Mimar Semih İrteş, Süheyl Ünver´in öğrencilerindendir. 1978-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Nakışhanesinde Türk tezyînî sanatları hocalığı yapmıştır.
Türk İslam Eserleri Müzesi´nde sergilenen Ahmed Karahisârî Albümü´ndeki müselsel besmele ve makılî yazının takliden yazılmış örneği. Üst kısımda "Allah" ve "Muhammed", ortada müselsel besmele, altta da besmele ve İhlâs Sûresi yazılıdır.
Eda Funda Özkan, İstanbul doğumludur. Yazma Eser kütüphanelerinde çalışarak Türk İslam sanatları öğrendi. Fuat Başar´dan ebru dersleri aldı. Hâlen Pembekapı Sanat atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.
Okunuşu: "İlâhî ente maksûdî ve rızâke matlûbî."
Anlamı: "Allah´ım, maksadım Sensin, gayem Senin rızandır."
Zâhide Selma Hanım, 1857’de İstanbul Bebek’te doğmuştur. Sadrazam Ali Paşa’nın kızıdır. Yalı komşuları olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den talik yazı meşkedip icazet almıştır. Osmanlı döneminde eser vermiş nadir kadın hattatlardandır. Zarif üslubuyla Osmanlı hat sanatına değerli katkılar sunmuştur. Genç yaşta vefat etmiş, Süleymaniye haziresinde babasının yanına defnedilmiştir.
Okunuşu: "Çekme gam, destgîrdir Allah´dır" (Şeyh Gâlib).
Hâmid Aytaç, Diyarbakır’da doğdu. Burada Vâhid Efendi’den rika ve Hilmi Efendi’den sülüs dersleri aldı. 1906’da İstanbul’a geldi. Nazif Bey’den celî sülüs, Kamil Akdik’ten sülüs ve nesih, İsmail Hakkı Altunbezer’den tuğra ve Hulusi Yazgan’dan talik meşk etti. 1908’de Gülşen-i Maarif Mektebi’nin yazı hocalığına atandı. Mekteb-i Harbiye Matbaasında hattatlık yaptı ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’de ser-hattat oldu. Cağaloğlu’nda da bir matbaa açmıştır. Mütarekeden sonra istifa ederek “Hattat Hâmid Yazıevi”ni açtı. Vefatına kadar Reşid Efendi Hanı’nda hüsn-i hat ve yazı işlerine devam etti. Mezarı Karacaahmet’te Şeyh Hamdullah’ın yakınındadır.
Anlamı: "Ümmetime şefaatim ehl-i beytimi sevenleredir."
Hasan Çelebi, Erzurum Oltu doğumludur. Küçük yaşta hâfız oldu. Halim Özyazıcı´dan hüsnihat meşkine başladı. Halim Efendi vefat edince Hâmid Aytaç´tan ders almaya devam etti. Kemal Batanay´dan da talik öğrendi. 1970 ve 1975 yıllarında bu üstatlardan icazet aldı. 1987 yılında Kuba ve Kıbleteyen mescidlerinin yazılarını yenilemek maksadıyla Suudi Arabistan´a davet edildi. Yerli ve yabancı çok öğrenci yetiştirmiştir.
Anlamı: "Allah her zorluktan sonra kolaylık yaratacaktır." (Talak Sûresi, 7. âyet).
Mâcid Ayral, Beylerbeyi’nde doğdu. Hamidiye Mektebi’nde Hoca Ali ve Enderunlu Ahmed Râkım Efendilerden sülüs ve nesih ve meşk etti. Kendi kendine Şefik Bey’in yazılarını taklit ederek de meşk ederdi. Medresetü’l-Hattâtîn’e girip İsmail Hakkı Altunbezer’den celî sülüs, Hulusi Yazgan’dan talik öğrendi. Cumhuriyet’in ilanıyla resmi görevlerinden ayrılıp Babıali’de bir yazı evi açtı. 1928’e kadar orada çalıştı. 1953’te Topkapı Sarayı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde hüsnihat dersleri vermeye başladı. 1955 yılında hüsnihat hocası olarak Bağdat Güzel Sanatlar Akademisi’ne davet edildi. 5 yıl kadar orada hocalık yapıp 1959’da yurda döndü.