PHEBUS ONLINE, 15.02.2026 saat: 14:00'a kadar internet sitemizden pey verebilirsiniz. 14:02 itibariyle canlı müzayedemiz başlayacaktır. Kitap, Dergi ve süreli yayın hariç tüm ürünlerden % 20 ürün KDV'si alınmaktadır. Komisyon Oranı: % 20 + KDV'dir. ÖDEME SÜRESİ MÜZAYEDE BİTİMİNDEN SONRA 1 HAFTADIR.
Külebi mektubunda; yurtdışından yeni döndüğünü, Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğü görevini geçici olarak kabul ettiğini, Ankara´ya taşınırken yaşadığı zorlukları dile getirmiştir.
"Yaşar Bey, Bu mektubuma ilişik yazıyı önce neşretmek için düşündüm; sonra vaz geçtim. Arkadaşlara sadece okumaları için gönderdim. Fakat Oktay, çok beğendiğini ve size okuduğunu, bazı yerlerinin rütuş edilerek neşredilirse eyi olacağını yazdı. Bu zül-ü yare dokunacak yerleri işaret etmiş, ben de çizdim, yazıyı size yollayorum. Oktay´ın hatırından çıkamam. Selâmlar. Samim Kocagöz"
"Sevgi, Mavili İhtiyar Gitarcı, Chicago´daki The Art Institute´den. Senin için seçtim. Oradan gönderecektim, ancak döneceğim gün uğrayabildim kısa bir müddet. Galiba ocakta tekrar gideceğim; resimlere o zaman daha dikkatli bakar ve sana gönderirim. Fakir Baykurt."
Davetiye metni: "19 Şubat 1947 Çarşamba günü Beyoğlu İstiklâl caddesi Sümer sineması karşısındaki ADA mağazası salonlarında saat 17 de açılacak olan ŞİİR SERGİSİNE teşrifiniz rica olunur. Orhan Murat Arıburnu."
"Azizim Kaynardağ, Kendim uğrayacaktım, olmadı; anlıyorum ki bugünlerde yine vakit bulamıyacağım. Cevabı daha bekletmek de doğru değil, yazıyorum. Elimde acele yapılması gerekli bir çalışma var, uzayabilir. Sonra, düşündüm, arada bağlılıklar, dostluklar... İhanet gibi olur. Olsun istemiyorum. Bütün bu nedenler sonucu, dediğin çeviriyi ben yapamıyacağım. Bildirir, özür dilerim. Selâmlar. B. Necatigil."
Kansu mektubunda; Varlık dergisi için "Yemekli Vagonda" adlı bir hikâye ile "Yıldız Yeli" adlı bir şiir göndereceğini belirtmiş. Ayrıca, yine dergi için "Atatürkçü Olmak" adlı bir yazı dizisi hazırlamak istediğini bildirmiştir.
"Yaşarcağım, Gönderdiğin makbuzu imzaladım, iade ediyorum. Beni mahcup ettin. Doğrusu yazılarımdan para almayı hiç düşünmemiştim. Alışkanlıktan olacak. Kitap gönderiyorsun ya, onlar benim yazıları karşılar da artar bile. Bahsettiğim antoloji senin 2 liralık seri büyüklüğünde olabilir. 8 punto ile tabii. Senin daha önce çıkan kitaplardaki bazı şiirlerin tekrarı gelecek tabii: İstiklâl marşı, Çanakkale şehitleri, v.s. gibi. Ama bir çok da orada bulunmıyanlar olacak, ayrıca da nesir parçalar da alınacak. Namık Kemal´den meselâ Vatan Kasidesi alınırken bir yandan da Vatan makalesi alınacak. Yardımcı kitap mevzuuna gelince... Hazırlayıp Maariften geçirmek bir yıllık mesele. Ben bastırdıktan sonra okullara tavsiyesi için Vekâlete vermeyi düşünüyorum. Hemen basılmasını temin maksadiyle tabii. Selâm ve Sevgiler. Belma Hanıma ayrıca selâmlar. C. Kudret."
"Azizim Yaşar Nabi Bey, Ne zamandır Varlık sütunlarına hasretim. Istanbula geldiğimde size ilk üç kitabımı basmanızı teklif edemedim. Şiir kitaplarımdan memnun görünüyordunuz. Bir hikâyemi gönderiyorum. Beğenirseniz memnun olacağım. Eskisi gibi Varlık´ın bir sayısında imzamı görmek isteklerimin başında gelir. Mektubumun elinize geçip geçmediğini, hikâyemin Şubat sayısında çıkıp çıkmayacağını bildirmenizi rica edeceğim. Hürmet ve sevgilerimle. Necati Cumalı."
Müzayedeye sunulan mektup, 1962 yılında yazarın hastalığı sırasında yazdığı kısa bir mektuptur: “Bugün hastalığımın daha önce tahmin edildiği gibi kalp olmadığı, bir hafta önce geçirdiğim ... mide ile ilgili olduğu anlaşıldı. Çok rahatım. Bugün yarın hastaneden çıkacağımı tahmin ediyorum. Sevgilerimle. C. Dağcı.”
27 Mayıs 1952 tarihli mektup, "Size takdim etmek istediğim Bayan Tomris Tecer benim yeğenimdir. Beyoğlu Kız Sanat Enstitüsü öğretmenlerindendir. Kendisi aynı zamanda Sanat Okulları Mezunları Cemiyeti üyesidir. Unesco hakkında bilgi edinmek ve mümkün olan yayınlardan faydalanmak istiyor. Lisan bilgisi zayıf olduğu için belki yayınlardan faydalanamayacak. Türkçe olarak işine yarar bir şeyler vardır elbet." ifadelerini içermektedir.
Orhan Kemal´in ünlü romanı Murtaza´nın tiyatro olarak sergilendiği 1969 yılına ait tutanak, o yıllarda henüz ünlü bir oyuncu olmayan Kemal Sunal tarafından "sahne amiri" sıfatıyla imzalanmıştır.
Halid Ziya mektubuna; Balkan Harbi´ne ve sulhun sağlanamamasına dair üzüntülerini bildirerek başlamış, Paris´te temaşa ettiği "Batı" medeniyeti ile bizi mukayese ederek devam etmiş, aramızdaki derin medeniyet uçurumunu şu ifadeyle dile getirmiştir: "...bizimle onların arasındaki mesafe Afrika vahşileriyle bizlerin arasındaki farktan ziyade." Mektubun devamında ev halkını, çocuklarını özlediğini belirterek her birine ayrı ayrı değinmiştir.
Türk fotoğrafçı Lütfi Özkök (1923-2017), Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış yazarların ve dünya edebiyatının önde gelen yazarlarının fotoğraflarını çekmesiyle dünya çapında şöhrete kavuşmuştur.
Abidin Dino´nun "elleriyle görmesini bilen bir ressam" olarak nitelediği, mapushane arkadaşı Nâzım Hikmet’in “Köylü ressam” lakabını taktığı İbrahim Balaban, önce bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı.Bursa cezaevinde Nâzım Hikmet ile tanıştı, onun desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneği ortaya çıktı ve gelişti. Resim eleştirmenlerince "Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten bir ressam" olarak tanımlandı. Resim çalışmaları dolayısıyla Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal ve Fakir Baykurt gibi toplumcu yazarlardan olumlu eleştiriler aldı. Önceleri köy yaşamının yoksulluğunu, köylü üretim araçlarını resmeden sanatçı, giderek destanlara, halk inançlarına, kahramanlarına, söylencelere, mitolojiye uzanır. Anı, deneme, hikâye ve roman türünde eserler vermiştir.