Türk dostu Fransız romancı Pierre Loti´nin (1850 - 1923), Osmanlı Afrikası´nda geçen bir hikâyeyi anlattığı romanının, Beş Hececi şairlerden Halit Fahri Ozansoy tarafından yapılan çevirisinin ikinci basımı…
Arka cilt yüzeyi yer yer soyulmuştur. Sırtı kısmen ayrıktır.
Cahiliye döneminin tanınmış şairlerinden Ka´b b. Züheyr´in, Hz. Peygamber´e sunduğu ve karşılığında kendisine Peygamberin hırkası [Ar. bürde] verildiği için Kaside-i Bürde ya da başlangıç ifadesine göre Bânet Süâd adını alan bu şiiri, yazıldığı zamandan günümüze kadar İslam edebiyatında önemli bir yer işgal etmiştir. Eserin üzerine yazılan şerh ve nazîrelerden en meşhuru Muhammed Said el-Bûsirî´ye ait olandır. İslam dünyasında Bûsirî´nin Hz. Peygamber için yazdığı bu ünlü kaside kadar şöhret kazanan, üzerine şerh ve haşiye yazılan bir başka kaside olmamıştır. İslam ülkelerinin konuştuğu hemen bütün dillere nazım ve nesir olarak tercüme edilen kaside Grekçe, Latince, İtalyanca, Fransızca, İngilizce ve Almancanın yanı sıra Afrika ve Güney Asya´daki yerel dillere de çevrilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu´nun Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına uzanan topraklarının, J. J. Hellert tarafından çizilmiş, gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş taş baskı haritalarını ve Konstantinopolis, Rodos, Kosova, Mohaç, Viyana gibi Osmanlı tarihinin seyrini değiştiren kuşatmaların ve muharebelerin açıklamalı planlarını içeren, dev boyutlu, fevkalade bir atlas... İçinde, bazıları katlanır vaziyette 39 gravür harita yer almaktadır. Deri sırtlı, ebru kapaklı dönem cildi içinde...
Asıl adı "Garip Tatar" olan hikâyeci ve romancı Ümit Kaftancıoğlu (1935 - 1980), 11 Nisan 1980 gününün sabahı evinden işe gitmek üzere dışarı çıktığında silahlı saldırıya uğradı. Sırtına ve göğsüne isabet eden 5 kurşunla ağır yaralanan Kaftancıoğlu, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. "Yelatan" yazarın ilk romanıdır. "Ümit Kaftancıoğlu´ndan Tamer Karaboğalı´ya dostça!" ithafıyla imzalı...
Mehmet Tevfik Efendi (Safoğlu), Kastamonulu âlim, mütefekkir, yazar ve sûfî şairdir. Sofuzâde olarak tanınmıştır. Sofuzâde Mehmet Tevfik Efendi, çok sayıda şiir kaleme almıştır. Bunlardan bir kısmı 1911 yılında Kastamonu'da Hulviyyât adıyla basılmıştır.Hulviyyȃt Tevfik Efendi’nin, gençlik hatta çocukluk yıllarından itibaren kaleme aldığı pek çok şiirden meydana gelen, divanı niteliğindeki eseridir. Eserin ön yüzünde, edebiyatın, milletin, ruhunu besleyen bir kaynak olduğunu vurgulayan "Edebiyat mugaddi-i ruh-ı milledir/ Edebiyat milletin nişane-i tealisidir" beyitleri yer almaktadır.
Avni Arbaş'tan imzalıdır... "Bu dosya Nazım Hikmet Vakfı´nın kuruluşuna katkıda bulunmak amacı ile 3-19Aralık 1990 tarihleri arasında Cemal Reşit Rey Salonlarında 77 sanatçının katılımlarıyla gerçekleşen Resim ve Heykel Sergisi anısına basılmıştır."
"Moskof gibi, her an fırsat kollayan korkunç bir düşmanın komşusu olduğumuzu unuttuk ve uyuduk. Uyandıkça da birbirimizi yedik! Ahlaki, içtimai, iktisadi ve siyasi her alanda ve devlet idaresinde rüşvet, fesat ve yağcılık aldı yürüdü. Yapmadık, yıktık! Onarmadık harap ettik! Milli servetimiz mahvoldu. Ona bağlı olarak siyasi gücümüzü de yitirdik, bitti!.. Düştüğümüz şu halin mes´ulleri kimlerdir? Kimlerin boynundadır bu milli vebal?.."
Yazarın, dönemin en kudretli padişahından oğluna yazılmış bir mektup olarak kaleme aldığı eser, muhtemelen, döneminde ifade edemeyeceği görüşlerini "Sultan İbrahim'in Oğluna Mektubu" başlığı altında dile getirdiği bir eserdir. Sultan İbrahim'in ölümünden bir yıl sonra kaleme alınan eserde yazar, kendisini "Sieur Roverol" adıyla mektubu Türkçeden Fransızca'ya çeviren çevirmen olarak göstermiştir.
Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret, Süleyman Nazif ve Muallim Naci gibi isimlerin eserlerine dair edebî eleştirilerin bulunduğu eser.
*Formaları açılmamıştır. Son iki forması ciltten ayrıktır.