Türk Anayasa Hukukçusu Tarık Tunaya'nın Tanzimattan çok partili seçimlerin organize edildiği tarihe kadar ki Türk parti siyasetine yer verdiği eseridir. *Ön kapak ile sırt birbirinden ayrılmıştır.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip, Mina Urgan, Haldun Taner, Kemal Tahir, Aziz Nesin gibi dönemin önde gelen yazar ve aydınlarıyla yakın dostluk ilişkileri olan araştırmacı - yazar Tatyana Moran'ın (eleştirmen Berna Moran'ın eşi) anıları...
Ziya'nın komşuları Leyla'ya olan platonik aşkını fark eden bir tanıdığı, onun kızın gerçek yüzünü görebilmesi için araya girer. Aşkın gerçekleri görmeyi zorlaştırdığını, kadın ve erkek ilişkilerinin gerçekçi zeminini yazar bu şekilde aktarır.
*Formaların iç yapraklarında ayrıklık vardır. Kağıt cildinin sırtının baş tarafı dökülmüş, sayfaların uç kısımları yorgundur.
Orhan Seyfi Orhon 1890 yılında İstanbul'da doğdu. 1914'te Hukuk Mektebi’ni bitirdi. Meclis-i Mebusan’ın Kavanin Kalemi’nde memurluk, gazetecilik ve öğretmenlik yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul Hükümeti’ni destekleyen 'Aydede' dergisinde çalıştı. 1946’da CHP’den Zonguldak miletvekili seçildi. 1950’de gazeteciliğe döndü. 1960’tan sonra Adalet Partisi ’ne girdi. 1965’te bu partiden İstanbul milletvekili seçildi.
1922-1946 arasında Milliyet, Tasvir-i Efkar, Cumhuriyet, Ulus, Zafer, Havadis gazetelerinde mizah ve köşe yazıları yazdı. Yaşamının son döneminde Son Havadis gazetesinde yazarlık yaptı. İlk şiirleri arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları 'Hıyaban' isimli dergide yayınlandı. 1917’de Yeni Mecmua’da çıkan şiirleriyle adını duyurdu. Türk şiirinde 'Hecenin Beş Şairi' grubundan biri olarak ün kazandı. Yusuf Ziya Ortaç ’la birlikte Papağan, Güneş, Ayda Bir, Çınaraltı dergilerini çıkardı.Şiire Aruzla başladı. 'Fırtına ve Kar' isimli uzun şiirinde bunun başarılı bir örneğini verdi. Daha sonra Milli Edebiyat ve Genç Kalemler akımlarının etkisinde kalarak hece veznine döndü. Hece ile yazdığı şiirlerinde yalın bir dil kullandı. Divan şiiri kalıplarını hece veznine uyarlayarak yazdığı gazel benzeri şiirleri de var. Yirmiden fazla şiiri bestelendi.
Cevat Şakir'in asıl ismi Musa Cevat Şakir'dir. Afyonlu Kabaağaçlızade’lerdendir. Soyadı yasasısı çıkınca Kabaağaçlı soyadını aldı. Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı imza olarak seçti ve bu adla tanındı. Kabaağaçlıgil soyadını ve Hüseyin Kenan, Musa Cevat, M.C., H.B., Sina imzalarını da kullandı. Babası Sadrazam Müşir Ahmet Cevat Paşa'nın kardeşi Mehmet Şakir Paşa'dır. Çocukluğu 1895’e kadar babasının elçi olarak bulunduğu Atina'da ve Büyükada'da geçti. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle İngilizce öğrendi. İstanbul Robert Kolej ile İngiltere Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi Bölümü'nü bitirdi. İngiltere’den Türkiye'ye dönüşünde gazete ve dergilerde yazarlık ve çevirmenlik yaptı. 1913'te evlendiği eşinin İtalyan olması nedeniyle bir yıl kadar İtalya'da kaldı. Bu arada İtalyanca ve Latince öğrendi. 1914'te babası Şakir Paşa, Cevat Şakir'in tabancasından çıkan bir kurşunla Afyon'da öldü. Cevat Şakir 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra, verem olması nedeniyle, salıverildi. Bir süre kendisini tekke hayatına verdi. Yazı ve basın hayatına atılarak, Diken, İnci, Resimli Hafta, Güleryüz, Resimli Ay, Resimli Gazete gibi yayınlarda yazılar yazdı, çeviriler yaptı, karikatürler ve resimler çizdi. Zekeriya Sertel’in çıkardığı Resimli Hafta dergisinde Hüseyin Kenan takma adıyla yazdığı "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" adlı yazısı yüzünden Sertel’le birlikte Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde yargılandı. Sertel Sinop’ta, Cevat Şakir Bodrum'da olmak üzere üçer yıl sürgün cezasına çarptırıldılar.
Köy Enstitülü yazarlar içinde, "Yılanların Öcü, Irazcanın Dirliği, Tırpan, Köygöçüren" gibi romanlarıyla toplumcu - gerçekçi köy romanının klasiklerine imza atmış olan Fakir Baykurt´un (1929 - 1999), yine aynı toplumcu - gerçekçi duyarlılıkla kaleme aldığı "Keklik" romanının üçüncü basımı... "Yurdun küüt küüt vuran nabzıdır bu romanda duyulan..."
Yakın Türkiye tarihi alanında yetkin bir tarihçi olan Hint asıllı Amerikalı tarihçi Feroz Ahmad'ın, çok partili hayata geçişle ilgili, Türkçeye de çevrilmiş eseri... Yayınevi ciltlidir.
Şiirde anlama önem veren Sılay, duygunun ve zekanın bir araya gelerek yarattığı musikinin şiirini yazmak ister. Bu kitapta da doğa, insan ve eşya iç içe geçip bir varlık oluşturmaktadır.
Osmanlı matbuaatına büyük katkıları olan Ermeni yayıncı Garabet Keşişyan Efendi´nin dükkanı Garabet Kütüphanesinin mührü kitabın künye sayfasında yer almaktadır.
İthaf, "Bayan Şekibe´ye, 3/10/936" şeklindedir.
Bu kitap Prof. Dember tarafından 1935-36 yılları arasında İstanbul Üniversitesinde verdiği Fizik derslerinin Tıp Talebe Yurdu tarafından tutulmuş olan notlarının özetinden oluşmaktadır.
Şarkiyatçı Friedrich Rückert hakkında bir inceleme... İslam ve Orta Doğu üzerine sayısız incelemesiyle tanınan Annemarie Schimmel´in, mürşidi Samiha Ayverdi tarafından kendisine verilen "Cemile" ismiyle imzaladığı ithaf, "Selam ve sevgilerimle" şeklindedir. / Sırtı pelür kâğıtla güçlendirilmiştir.