Tam hâli 4 cilt olan eser, Mecelle şerhlerinin en meşhur ve en hacimlisidir.
*Sırtı eserden ayrıktır. ilk ve son sayfaları eserde değil kapak taraflarına bağlı kalmıştır. İç kapak kağıtlarında yırtıklar vardır, sayfa uçları ve kenarlarında küçük hasarlar mevcuttur.
"Muhterem Neslişah Sultanefendi´ye." ithafıyla imzalanan kitabın içerisinde ayrıca, Samiha Ayverdi´nin yine Neslişah Sultan'a hitaben kartviziti üzerine kaleme aldığı şu mektubu yer almaktadır:
"Efendim, Bu kitab, bir roman veya hikâye değil, yaşanmış bir hayat tablosudur. İbrahim efendi, annemin amcası olduğu gibi, diğer şahıslar da hayalî değildir. Eser, imparatorluğumuzun çöküş faciasını bir aile dramı içinde aks ettirmiş bulundurmaktadır. Derin hürmetlerimle sultan efendi."
Behçet Necatigil´in ifadesiyle, "Türk şiirinin Uç Beyi" İlhan Berk tarafından "Canım Bilge Karasu´ya." ithafıyla imzalanan ve birtakım notlar düşülen kitap, yine İlhan Berk tarafından çizilen nü figüratif desenlerle bezenmiştir.
Yazıldığı tarihten bu yana büyük ilgi gören Sadi Şirazî´nin ünlü Farsça eseri Gülistan, çoğunlukla günlük hayatta karşılaşılan olaylar dikkate alınarak ahlaki ve edebî sonuçlar çıkarılabilen hikâye ve nüktelerle süslenmiş; Farsça ve Arapça şiirlerin yanı sıra ayet, hadis ve atasözlerine de yer vermiştir.
İtalyan asker, mühendis ve bilimci olan Marsigli, Osmanlı askerî teşkilatını en ayrıntılı biçimde anlatan şahsiyetlerin başında gelir...
Türkçeden çevirdiği bir eserin yanında Stato Militare´yi gözlem ve deneyimlerine dayanarak yazmıştır. Osmanlı-Avusturya arasındaki savaşlarda iki taraf arasında çok fazla gidip gelmiştir. İstanbul´daki ikametinde Türkçe öğrenmiş, bolca eser ve belge toplamış, Osmanlı Devletine dair ulaşabildiği her bilgiyi kayda almaya gayret etmiştir.
Fransız oryantalist Barthelemy d´Herbelot (1625-1695) tarafından Batılı aydınlara Doğu hakkında doğru bilgiler aktarmak, kalıplaşmış önyargıları kırmak maksadıyla bir nevi "kavramlar sözlüğü" şeklinde kaleme alınan ve uzun yıllar İslam dünyası hakkında bilgi edinmek isteyenlerin başucu kitabı olmuş, ansiklopedik çalışması. Kitap, Doğu´nun kökenlerinden başlayarak önemli tarihi olayları ve figürleri detaylandırmanın yanı sıra Hz. Muhammed´in hayatına, halifelerin yönetimlerine ve Osmanlı İmparatorluğu´na dair bilgiler de vermektedir. Sırtları panelli, altın yaldız dekor ve başlıklı, tümüyle deri dönem ciltlerinde. İç kapakları ebrulu, sayfa kenarları kırmızı boyalıdır.
İkinci Yeni´nin en önde gelen şairi Cemal Süreya´nın ilk ve en ünlü şiir kitabı… Rivayete göre Cemal Süreya, Üvercinka basıldıktan sonra kendi payına düşenleri matbaadan almış, beş tanesini özel olarak resimleyerek ve kişiye özel notlar yazarak en yakın dostlarına dağıtmış. Elimizdeki nüshada yer alan özel notlardan biri, "Biliyor musun 1950 yılının bir gecesinde Haydarpaşa´dan Ankara´ya aynı kompartımanda gitmiştik. Elbiselerimiz aynı renkteydi: gri - leylimeccani." şeklindedir. Bilindiği üzere 1950, Cemal Süreya´nın Haydarpaşa Lisesi´nden mezun olup, Ankara´da Mülkiye´ye başladığı yıldır. *Kapak kompozisyonu: Sait Maden
Savcı bir dostuna “Abbasoğlu´ya sevgiyle." ithafıyla imzalanan kitabın içinde, Cemal Süreya’nın başta kendisi olmak üzere birçok edebiyatçı ve sanatçının müdavimi olduğu Hatay Restoran’daki kendi masasında dostunu beklerken kaleme aldığı ve imzalı kitabı içine yerleştirerek hediye ettiği, şairin buhranlı zamanlarını ele veren, kitaplarında yer almamış bir şiir yer almaktadır: "Bu masa başka masa, / Kadıköy´de denize yakın, / Basık tavanlı / Hatay denen bir lokanta / Sigara dumanları havada / Kişiler dost, cana yakın / Konuşmalar, sözler imbikten geçer gibi / Ama ne yazık! / Bu ortamda, gözler buğulu / Yürekler buruk...! (15.4.1983)" Şiir, “Hatay Meyhanesi Defterleri”nde de yer almamaktadır.
150'likler listesine alınarak Kurtuluş Savaşı sonrasında vatandaşlıktan çıkarılan Tarık Mümtaz, Osmanlı Devleti´nin son döneminde Damat Ferit Paşa´nın yaverliğinde bulunmuş, Cumhuriyet´in ilanından sonra ise San Remo´ya Sultan Vahdettin´in yanına giderek Sultan´ın vefatına kadar burada ikamet etmiş, Milli Mücadele ve Cumhuriyet aleyhinde tavır sergilemiştir. Vahdettin´in vefatından sonra Şam´a geçmiş; burada da bir süre TBMM aleyhine yazılar yazdıktan sonra tam tersi bir tavır takınarak Hatay´ın Türkiye´ye ilhakı lehine yazılar yazmaya başlamıştır. Yazar, müzayedemizde satışa sunduğumuz, son derece nadir bulunan bu eserinde, 1938 yılında Türkiye´ye katılacak Hatay Devleti´nde görevde bulunan başbakan, meclis başkanı, bakanlar, kaymakamlar, memurlar, öğretmenler, elçiler ve önde gelen insanların karikatürize portre çizimlerine ve kısa biyografilerine yer vermiş, bunun yanı sıra Hatay Devleti´nde maliye, tarım, sağlık hizmetleri, eğitim gibi hususların açıklandığı bir metin bölümü ekleyerek bir nevi Hatay Salnamesi hazırlamıştır. Eserin en ilginç yönlerinden biri de Tarık Mümtaz Göztepe'nin pek az bilinen, oldukça başarılı çizerlik yönüdür.