Bir kadın şairin zarif anlatımı ve usta bir ressamın gravürleri eşliğinde 1800´lerin İstanbul´una yolculuk... 1836 yılında İstanbul´a gelerek burada dokuz ay yaşayan İngiliz şair, romancı, tarihçi ve gezgin Julia Pardoe (1806-1862), kendisini büyüleyen "Sultanlar Şehri İstanbul"a duyduğu hayranlığı, seyahatnamesinde şu sözlerle dile getiriyor: "İstanbul, doğanın başına yerleştirilen taçta en parlak mücevherlerden biri..."Yayınlandığı ilk günden bu yana İstanbul seyahatnameleri arasında seçkin bir yeri olan kitapta, W. H. Bartlett´ın, döneminde elle renklendirilmiş, 80 adet çelik baskı gravürü yer alıyor. Sırtı ve kapak uçları deri, mükemmel cildi içinde...
Tıbbiye Mektebi'nden mezun olup Osmanlı'nın ünlü tabipleri arasında yer alan Mustafa Hami Paşa'nın, hıfzı sıhha (insan sağlığının korunması) konusunda kaleme aldığı eseridir.
Yaşar Nezihe Bükülmez, 1880 senesinde Baruthane Yokuşunda bulunan bir evde yokluk içinde doğmuştur. Beş kız kardeşinin hiçbiri hayata tutunamadığı için babası kendisine "Yaşar" ismini vermiştir. Geçirdiği zorlu çocukluk yıllarının ardından başından her biri ayrıkla sonuçlanan üç evlilik geçen Nezihe Hanım, zorlu hayat mücadelesini ve evliliklerini konu alan şiirler kaleme almaya başlamıştır. Şairlik hayatının bir dönemindeyse, sadece kendi sıkıntılarını değil çağdaşlarının da sıkıntılarını dile getirmek maksadıyla, Aydınlık gazetesinde şiirler yayımlamaya başlamış, Amele Cemiyeti´ne üye olmuş ve grevlere destek vermiştir. Bu nedenle 3 Haziran 1925´te komünistlik suçlamasıyla gözaltına alınmış ve "ilk sosyalist kadın şair" namıyla anılmıştır. Ancak gözaltına alındıktan sonra sosyal içerikli şiir yazmayı bırakmıştır.
Martin Hartmann´ın, Mahmud Kemal İnal´in ve Murat Uraz´ın tezkirelerinin sayfalarında kendisine rastlayacağımız şairemizin son şiir kitabı olan Feryatlarım´da, “Vedad İçin” bölümünden sonra, “Rifat Necdet Bey’e” şiiriyle başlayan otuz şiirlik bir ilk bölüm yer alır; bunu “Gazeller”, “Nazireler” ve “Şarkılar” başlıklı üç bölüm izler. Nazirelerinden dördünü, en çok etkilendiği şair olan Fuzuli’ye ayırmıştır.
Medrese metinlerinin en temel eserlerinden Kâfiye´nin en bilinen şerhi. *İçindekiler ve giriş sayfalarında ayrılma vardır. Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
İthaf, "Asım Bezirci´den Pelin Diştaş´a, barış, kardeşlik, mutluluk dolu güzel günler dileyerek... 22.2.91 Asım" şeklindedir. Bazı sayfaları sırttan ayrılmış haliyle.
Osmanlı sadrazamı Yusuf Kâmil Paşa tarafından Fenelon´dan tercüme edilen eser, siyasetname türünde olup Batı edebiyatından Türkçeye ilk roman çevirisidir. İlk basımı 1862 yılında yapılan çevirinin 2. baskısıdır.
Mıklebli deri dönem cildinde. Türkçedeki en ünlü Mesnevî şerhi. Ankaravî kırkı aşkın ilim eserine dayanarak tasavvufî mazmunları da açıklayarak yazmıştır. Bu sebeple tercümesi, yazarına "Hazreti Şârih" ünvanı kazandırmıştır. Çeviride etkisi en belirgin eser Muhyiddin İbnülarabî´nin Füsusu´l-Hikem´idir. Bu baskıda Mesnevî´nin Mevlana´ya ait olmayan 7. cildi basılmamıştır.
*1. ve 6. cildin sırtı tamirlidir. Diğer ciltlerin sırtlarında yer dökülme ve küçük yenik izleri vardır. Yine sayfa diplerinde ve kenarlarında yer yer küçük hasar ve yenikler mevcuttur. Fotoğrafları inceleyerek pey veriniz.
"Deniz çarkçılarının" sınav konularına dair teknik eser. Bahriye fabrikaları başmühendisi tarafından hazırlanmıştır. *185 ve 190. sayfalarda metne zarar vermeyen yırtılmalar vardır. Sırtının kenarlarında açılmalar mevcuttur.