Yahudi asıllı Türk ilim ve siyaset adamı Avram Galanti; Osmanlı Yahudileri, Türk-Yahudi ilişkileri, Yahudilik ve Türk kültürü üzerine önemli araştırmalarda bulunmuş ve çeşitli ülkelerde yayınlanmış makaleler kaleme almıştır. Yahudi milletinin Osmanlı Devleti´ne olan bağlılığını dile getiren Galanti, Millî Mücadele yıllarında yabancı dillerdeki yayınları da Türkçeye çevirip Mustafa Kemal ve arkadaşlarına iletmiştir. *Arka kapağı eksiktir.
İpekçi Kardeşler, İstanbul’a göç etmeden önce Selanik’te ipek ticaretiyle uğraşan bir ailedir. 1893’te Kani Bey Eminönü meydanında çok çeşitli ürünlerin satıldığı Selanik Bonmarşesi’ni açar. Bonmarşe o dönemde İstanbul’da fotoğraf malzemesi getiren biricik yerdir. İpekçiler 1922 sonunda sinema salonu işletmeye başlar; 1928’de İpek Film’i kurarak film yapım işine girmeleriyle birlikte sinema alanında tam anlamıyla bütünleşme sağlarlar.
Uzun yıllar kadılık ve kazaskerlik yapmış olan Osmanlı hukukçusu Molla Hüsrev, daha önce Hanefi fıkıh kitaplarını esas alarak Gurerü´l-Ahkâm´ı kaleme almış ve bu eser kadılar tarafından gayriresmi bir kanun metni olarak kullanılmıştır. Yazar daha sonra bu kitabını bizzat şerh ederek Dürerü´l-Hükkâm adlı eseri yazmış ve Fatih Sultan Mehmed´e de hediye etmiştir. Eser, Osmanlı Devleti´nin yarı resmî hukuk külliyatı olarak kabul edilmiştir.
Tanzimat devrinin önde gelen ismi Cevdet Paşa, büyük bir devlet adamı olduğu kadar tarihçi, hukukçu, eğitimci ve sosyologdur. Gelenekçi Türk-İslam Doğu kültürü ile yenilikçi Batı arasında bir senteze varmaya çalışan, Avrupa kanun ve kurumlarının olduğu gibi alınmasına karşı çıkarak Türk-İslam hukuk tarihi açısından öncü niteliğindeki Mecelle´nin hazırlanmasında en önemli rolü oynayan Ahmed Cevdet Paşa, klasik Osmanlı tarihçiliğine de yeni bir bakış açısı getirmiştir. Tarihini yazarken kaynak eserleri ve diğer malzemeleri topladıktan sonra titiz bir değerlendirmeye tâbi tutan Paşa, yeri geldiğinde eski tarihleri de ciddi bir şekilde eleştirmiş, ayrıca olayları aktarmakla kalmayıp aralarındaki sebep-sonuç ilişkisini de ortaya koymaya çalışmıştır.
Cildinde ve cilde yakın birkaç sayfada kurt yeniği mevcuttur.
Bursa Cezaevinde tanıştığı Nazım Hikmet´in sayesinde resim yeteneğini keşfeden İbrahim Balaban, "Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten bir ressam" olarak tanınmıştır. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda sergi açan, resmin yanı sıra yazıyla da ilgilenen Balaban, Nazım Hikmet´le yaşadığı yılları "Şair Baba ve Damdakiler" adlı kitabında anlatmıştır.
Eser, Meşrutiyet yanlısı ve ilerici alim tipinin bir temsilcisi olarak görülen Osmanlı şeyhülislamı Musa Kâzım´ın, Ahmed Midhat Efendi´ye verdiği tefsir derslerinin Ahmed Midhat Efendi tarafından kaleme alınmasıyla meydana gelmiştir.
İthaf, "Sayın Ender Salihoğlu ve Sayın Mehmet Salihoğlu için sıcak dostlukları için teşekkürler ve derin saygılar. 27 Eylül 1979, A. Timuçun" şeklindedir. Bazı satırlar işaretlenmiş, altları çizilmiştir.
Da´i Mehmet Efendi´nin, bir öğrencisine karşı duyduğu homoseksüel aşkının ilahi bir aşka evrilişini anlattığı sergüzeştnamesi... Konusunu gerçek hayattan alan bu eser, Da‘i Mehmed Efendi’nin 1645-1648 yılları arasında başından geçen sıra dışı bir aşk hikayesini anlatmaktadır. Da‘i Mehmed Efendi, yaşadıklarını en ince ayrıntısına kadar anlatmış, sergüzeştini samimi bir dille kaleme almıştır. Mesnevi nazım şekliyle yazılmış metnin içinde aşıkane şiirler ve sevgilinin ölümü üzerine yazılmış mersiyeler yer almaktadır.
Kitaptaki dört adet tam sayfa resim birçok nüshada ya hiç yoktur ya da eksiktir. Ancak müzayedemizde sunduğumuz eser dört adet resmi ile eksiksizdir. Metin tipografi, resimler ise taş baskıdır. Erken tarihli bu resimli kitap sadece bir defa basılmıştır.