Yayın hayatına, İstanbul’da yayımlanan İkdam gazetesinin İsviçre muhabirliğiyle başlayan Mustafa Rahmi Balaban, 1923 yılından itibaren modern eğitim ve öğretim kurumlarıyla kitap ve öğretmen sayısının son derece az olduğu bu dönemde iyi yetişmiş bir eğitimci olarak modern pedagojinin ilke ve metotlarını yaymak, öğretmen yetiştirilmesine katkıda bulunmak maksadıyla psikoloji, pedagoji, felsefe, ahlâk, Türk dili, çocuk edebiyatı, medeniyet ve kültür tarihi gibi alanlarda telif ve tercüme olmak üzere seksen kadar eser yazmış ve bunların altmıştan fazlası yayımlanmıştır.
"Ahlakın Fenni Esasları- Vahşiler- İştirak, Sa´y ve Amel- Vazife-i Şahsiyye ve İctimaiyye- İrade Gücü- Sa´y- Adalet ve Murabata- Hürriyet ve Esaret- Vezaif-i Murabatakârane- Vezaif-i Hususiyye- Sanat- Vatanperverlik ve Askerlik Hizmeti"
Dönemin hemen hemen bütün aydın ve yazarlarının yanı sıra, yüzlerce öğretmen ve devlet görevlisinin dâhil olduğu, 1932 tarihli kurultaydaki tebliğler, konuşmalar, tartışmalar; çok sayıda fotoğrafla…
Şeyhülislam Abdürrahim Efendi´nin damadı olduğu için Damad veya Şeyhîzâde olarak tanınan Osmanlı fakihi Şeyhizâde´nin bu eseri, Halebî´ye ait Mülteka´l-Ebhur adlı Hanefi fıkıh kitabına yazılan en meşhur ve hacimli şerhlerden olup, Mecelle´nin hazırlanışında sıkça başvurulmuştur.
Osmanlı alimi İbrahim b. Muhammed Halebî tarafından kaleme alınan ve taharet ve namaz konularını Hanefi fıkhına göre ayrıntılı biçimde ele alan Gunyetü´l-Mütemellî adlı eserin özet halidir.
İç sırtı ayrık haldedir. Bazı sayfaların üzerine pilot kalemle notlar alınmıştır.
Son devir Osmanlı alimlerinden yazar Bereketzâde İsmail Hakkı´nın ortaya koyduğu bu eser, Fransa´da liseler için yazılmış olup İslam dini ile Hz. Peygamber hakkında yanlış bilgiler veren bir esere reddiye olarak kaleme alınmıştır.