İthaf, "Fatoş ve Turgay'a sevgi ve dostlukla" şeklindedir. Özdemir Nutku, ilkokuldan sonra 1942'de Robert Kolej'e girdi. Orta eğitimden sonra 1950'de B.A. derecesiyle mezun oldu. Tiyatroya olan ilgisi Robert Kolej yıllarında başladı. Okulun Temsil Kolu'nda amatör olarak çeşitli roller oynadı. 1946'da Kadıköy Süreyya Sineması'nda sahnelenen Franz Lehar'ın Tarla Kuşu operetinde ilk kez profesyonel oldu. 1952 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü'ne yazıldı. 1956 yılında mezun oldu. Aynı yıl Almanya'ya gitti. Göttingen'de Georg-August Üniversitesi Tiyatro Bölümüne alındı. Burada, Göttingen Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Heinz Hilpert'in üç yıl boyunca asistanlığını yaptı. Almanya'daki çeşitli özel tiyatrolarda oyunlar sahneye koydu. 1959'da yurda dönerek Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Enstitüsü'ne asistan olarak alındı. 1961'de Doktor, 1967'de Doçent, 1974'te de Profesör oldu. 1976'da Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde Tiyatro Bölümü'nü kurdu. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlanan ve Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü adını alan bölümün başkanı olarak uzun yıllar çalıştı. Aynı zamanda "Sahneleme" dersi hocası olarak altmıştan fazla oyun sahneye koydu. İki bine yakın makalesi, çeşitli uluslararası tiyatro şenliklerinde yönetmenlik, tiyatro yazarlığı ve tiyatroya genel katkıları nedeniyle çok sayıda ödüller kazandı.
Yazarı Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın bilinen en önemli eseri Marifetname; tasavvuf, ahlak, kelam ve fıkıh gibi ilimlerle aritmetik, geometri, astronomi, fizyoloji ve psikoloji gibi bilgi dallarına dair dönemindeki bilgi birikimini kuşatan ansiklopedik nitelikte bir eserdir.
Hırkâ’i Saâdet Dairesi gülsuyu ile temizlendikten sonra ziyareti yapılarak destimâller Hz. Peygamber’in Hırkaları üzerine arada başka bir şey olmadan serilip üstten öpülür ve ziyaretin hatırası olarak saklanırdı. Daha önce hazırlanarak üzerine ahşap kalıplarla çeşitli beyitler ve ibaretler basılan bu tülbentler, öpenler tarafından alınıp saklanır ve sahipleri tarafından, sarık, fes. vs. içinde başta taşınıp öldüklerinde ise göğüslerine konularak birlikte defnedilirlerdi.
TALÂK-I SELÂSE, F. Celaleddin, Orhaniye Matbaası, İstanbul 1923, 110 s.; İKİNCİ GENÇLİK, Ali Süha, Orhaniye Matbaası, İstanbul 1923, 88 s.; HİKÂYE MECMUASI, İngilizceden çev. M. A., Akşam Matbaası, İstanbul 1927, 116 s. (sondan eksik); KIZLAR AĞASI, Ahmed Refik, İlhami ve Fevzi Matbaası, İstanbul 1926, 166 s., 13x19 cm
Türk hukukçusu ve yazar Arif Bey bu eserinde, Süyûtî’nin el-Câmiu´s-Sagîr’inden seçmiş olduğu hadisleri şerh etmiştir. Kitabın önsözünde Batı kültürünün, özellikle bu kültürün Voltaire, Jean-Jacques Rousseau ve Montesquieu gibi temsilcilerinin abartılı bir şekilde yeni nesillere tanıtıldığını söyleyerek buna karşı çıkmakta ve bizim kültürümüzde de değerli müelliflerin ve eserlerin bulunduğunu belirtmektedir.