1875 Hersek ve 1876 Karadağ savaşlarını işleyen askerî eser. Osmanlının son dönem askerî külliyâtı ve sürekli gelişip değişen ordusu hakkında kaynak kitap sayılacak türden bir metindir.
Bir adet katlanır kağıtta altı adet harita ile. Sol üstteki notta Mehmed Raşid Bey'in Mekteb-i Harbiye talebesi iken attığı imza ve düştüğü tarih (25 Mart [1]328 Pazar) vardır. Bu tarih harbiyeli Muallim Mehmed Raşid Bey'in mezuniyet tarihiyle örtüşmediğinden buradaki başka bir Mehmed Râşid'dir.
Kırmızı ciltli nüshada 1. ve 2. cilt bir aradadır. Siyah ciltli takımda eksik olan 2. cilt yerine bu nüsha konmuştur.
1. ciltte 1 adet, 3. ciltte 3 adet ve 5. ciltte 3 adet renkli levha vardır.
*Kırmızı ciltli nüshanın 1. cildinde formalarda ayrılma ve gevşemeler vardır. Bazı ciltlerin ve formaların bağlarında açılma ve gevşeme vardır.
Cildin kondisyonu için fotoğrafları inceleyiniz.
9-10. ciltler yoktur.
Ömer Rıza´nın çevirdiği ve Ömer Nasuhi Bilmen´in "Herkes okumalı" diyerek tavsiye ettiği İslam tarihi kitabı.
*4. cildin künyesi yoktur ve ön kapağı kopuk haldedir. 5. cildin sırta eserden ayrıktı ve 225. sayfasında üstten yırtılma vardır. 7. cildin ön kapağının iç kağıdı dipten açılmıştır.
Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren önce İran'ı hemen sonra da Osmanlı devletini meşgul eden ve bilahare Bahaîlik ismiyle anılacak olan Babîlik, Esas olarak Şiilikten ve şiilikteki mehdi inancından yola çıkmışsa da daha sonra bütün semavî dinleri birleştirdiğini iddia eden yeni bir din haline gelmiştir. 1860'lardan Osmanlı devletinin yıkılışına kadar Osmanlı devletinde mecburi ikamete tabi tutulan Bahâîler, kendilerini müslümanlık dairesi içerisinde göstermişler ve bu durum Osmanlı aydınları ve idarecilerini de tereddütlere sevk etmiştir. Osmanlı devletinin yıkılışından sonra daha rahat hareket etmeye başlayan Bahâîler inançlarını daha net bir şekilde ortaya koymuşlardır. Süleyman Nazif'in "Nâsıruddin Şah ve Bâbîler'le müellifin müşahedelerine ve duyduklarına da yer vermesi itibarı ile önemlidir.
Hıristiyan efsanelerine göre Havari Peter, İmparator Neron'un zulmünden kurtulmak için Roma'dan kaçarken yolda İsa Peygamber İle karşılaşır ve ona "Quo Vadis?", yani "Nereye Gidiyorsun?" diye sorar. İsa, "Roma"ya, yeni baştan çarmıha gerilmeye gidiyorum çünkü sen benim kurtaracağın insanları bırakıp kaçıyorsun"der. 1905'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Leh yazar Henryk Sienkiewicz I. Yüzyıl Roması'nda yaşanan zulmü, zulme karşı destansı direnişi ve büyük aşkı anlatıyor.
Reşat Nuri Gültekin'in birçok hikâyesinin toplandığı bu kitap, insanların gönül dünyalarının zenginliğini, aşkın, sevginin ve dostluğun bütün renklerini ustalıkla sergiliyor. Mektuplar, anılar ve gerçekler başarıyla dile getirilmiş. Bu kitapta ayrıca birkaç küçük oyun da yer alıyor.
Ülkü Tamer'in on üç şiirden oluşan eseri Gök Onları Yanıltmaz, basımevince kitap olarak tescil ettirilmeyip yetkili kuruluşlara gönderilmeyince mesele hukuki zemine taşınmış ve mahkeme bu eserin bir kitap sayılmayacağı yönünde karar vermiştir.