İstanbul’u kitaplaştıran ilk kadın gezginlerden...
VOYAGE DE MILADY CRAVEN A CONSTANTINOPLE, PAR LA CRIMEE, EN 1786. (traduit de l´Anglois M. D.), 1789, Chez Durand, Pere & Fils, Paris, [4], 306, [2] s,, 13x21 cm...
Deri cildinde. 1. Fransızca baskı. Olması gereken katlanır harita ve 6 levha mevcut değildir. Kitabın orijinali A Journey through the Crimea to Constantinople (London, 1789) adıyla yayınlanmıştır. Lady Craven aynı zamanda, Lady Mary Montague ile birlikte İstanbul’u kitaplaştıran ilk kadın gezginlerdendir. Altmış sekiz mektuptan oluşan eserde 1785-1786 yılları arasında Avrupa’ya ve Anadolu’ya yaptığı gezileriyle ilgili bilgi veren mektupları eşi Lord Craven’den ayrıldıktan sonra topraklarına yerleştiği Anspach ve Bareith Brandenburg’un “uç beyi” olan Prusya Dükü ve Sayn Kontu Christian Frederick Charles Alexander’a yazmıştır. Kitabın kimi yerlerinde dikkat çeken boşluklar ve cümleler arasındaki uyumsuzluklar Craven’in anlatım biçiminden kaynaklanmaktadır. Bu boşluklarda zaman zaman sansürlemeler olmuştur. Anlatım biçimi, kitabın 18. yüzyılda kaleme alındığı düşünüldüğünde sade ve anlaşılırdır. Craven’in kendine özgü bir üslubu bulunmaktadır. Gözlemlediği kişileri ya da toplumları zaman zaman acımadan eleştirmiş, zaman zaman ise onlardan övgü ile bahsetmiştir. Craven, pek çok seyyahın gezi yazılarına benzer şekilde gezip gördüğü yerlerdeki insanların diline, yaşam biçimine, sosyal ilişkilerine, şehirlerin iklimine ve doğasına ve bunların kendisini ne şekilde etkilediğine değinmiştir. Seyahatnamesinde gezip gördüğü yerlerin doğası, insan ilişkileri, ticari hayatı, kadınlar, erkekler, giyim-kuşam, yapılar, sokaklar, köyler, hayvanlar, mezarlıklar, inançlar ve gelenekler üzerine pek çok konuyu yazmıştır. Gezisi esnasında seyahat ettiği memleketlerin geçmişini anlatan notlar çıkarmayı ihmal etmeyen seyyahların neredeyse hepsinin erkeklerden oluştuğu bu dönemde Craven’in gezisi onun güçlü, cesur ve özgür bir kadın olduğunu düşündürtmektedir. Seyahat ettiği memleketlerin geçmişi ile ilgili bilgiler de vermeyi ihmal etmeyen seyyah, muhtemelen yanında tarih kitapları da taşımaktaydı. Kısacası Craven’in seyahatnamesi, tarihi bir misyonu yerine getirerek seyahatname niteliğindeki kitaplarla ilgilenenlerin ilgisini çekmenin yanı sıra, Craven’in yaşam şekli ve o döneme ait pek çok tarihi olayla ilgili hafızalarda bir tablo çizmektedir. Sivastopol’dan gemiye binen Lady Craven 20 Nisan 1786’da İstanbul’a gelerek Fransız Elçisi Choiseul-Gouffier tarafından Fransız elçilik sarayında misafir edilir. Elçi onun için saraydan 75 camiyi ziyaret etmesine izin veren bir emir çıkartır ve Lady tahtırevanla Aya Sofya’yı ve adlarını belirtmediği başka camileri gezer. Fransız Elçiliği’nin penceresinden dürbünle Sarayburnu’nda Yalı Köşkü’ndeki merasimleri seyreder. I. Abdülhamid’in genç görünmek için sakalını siyaha boyadığını yazar. Diğer elçiler ve eşleriyle birlikte dönemin en gözde kişilerinden olan Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa’yı ve haremini görmeye gider. İstanbul’da iken kentin olağan olaylarından olan bir yangına da tanık olduğunu yazan Lady Craven 12 Mayıs’ta Ege Adaları’na bir gezi yapmak üzere İstanbul’dan ayrılır, İzmir ve Atina’ya uğradıktan sonra 7 Haziran’da İstanbul’a döner ve bu defa Tarabya’daki Fransız Elçiliği’nde misafir edilir. Oradan Büyükdere ve Belgrad Ormanı’na geziler yapan Leydi Craven kentten 25 Haziran’da denizyoluyla ayrılıp Varna ve Bükreş üzerinden Viyana’ya döner. Blackmer 424 (London, 1789 baskısı), Atabey 298