İbrahim Balaban´dan ıslak imzalı portre resim, "Köprüden geçerken pasaportunu kaptıran Ali Avcı´nın resmidir." açıklamalı, 21 Eylül 1979 tarihli, kâğıt üzerine tükenmez kalem, 17x24 cm...
Abidin Dino´nun "elleriyle görmesini bilen bir ressam" olarak nitelediği, mapushane arkadaşı Nâzım Hikmet’in “Köylü ressam” lakabını taktığı İbrahim Balaban, önce bir kaçakçılığa adı karıştığı için (1937), sonra da adam öldürme suçuyla (1942) tutuklandı.Bursa cezaevinde Nâzım Hikmet ile tanıştı, onun desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneği ortaya çıktı ve gelişti. Resim eleştirmenlerince "Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi yapıtlar üreten bir ressam" olarak tanımlandı. Resim çalışmaları dolayısıyla Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal ve Fakir Baykurt gibi toplumcu yazarlardan olumlu eleştiriler aldı. Önceleri köy yaşamının yoksulluğunu, köylü üretim araçlarını resmeden sanatçı, giderek destanlara, halk inançlarına, kahramanlarına, söylencelere, mitolojiye uzanır. Anı, deneme, hikâye ve roman türünde eserler vermiştir.